Biyoterapi ve Kanser


Kanser tedavisinde yeni dönem. Biyoterapik ilaçlar, ilerlemiş böbrek ve cilt kanseri hastalarına ikinci bir şans sunuyor. Vücudun kanserle savaşma yeteneğini kullanan bu tedavi seçeneği, artık Türkiye’de de uygulanıyor.

 

 ”Kanser konusunda her yıl yeni ilaçlar gündeme geliyor. Günümüzde biyolojinin ön plana geçtiğini söyleyebiliriz. Biyoterapi dediğimiz ilaçlar her sene birden fazla ilaçlar her sene ruhsat almaya başladı. Bu ilaçların klinikteki şimdiki kullandığımız kemoterapiye olan faydaları ek yararları söz konusu. Bazı alanlarda biyoterapi denilen ajanlar üstünlüğe sahip. Normalde vücutta salgılanan vücudun enfeksiyonlara tümör hücrelerine karşı savaşmakta kullandığı moleküllerden oluşuyor. Ve normalde vücutta yapılan moleküllerin ya da maddelerin ilaç haline getirilerek insanlara uygulanması günümüzde mümkün olabiliyor.Kanserle savaşan hücrelerimiz lenfosit dediğimiz hücrelerdir. Bunların birçok alt grupları vardır doğal öldürücü dediğimiz lenfositler ve t lenfositler kansere karşı savaşmakta bize yardımcı olan hücrelerdir. Bazen vücudun kendi lenfosit sayısı yetersiz kalabilmekte biyoterapi ajanlarıyla bu lenfositlerin sayısının çok yüksek miktarlara ulaştırılması ve tümöre karşı savaş mümkün olabilmektedir.”

BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ DESTEKLİYOR
Kanser tedavisinde kemoterapinin bağışıklık sistemine zarar verebiliyor. Biyoterapik ilaçların bu anlamda da destekleyici bir etkisi bulunabiliyor. Doç. Yener Koç, “Kemoterapi insanların bağışıklık sistemine gerçekten zarar verebiliyor. Kan yapıcı hücreler gerçekten azalabiliyor. Mikropla savaşan tümörle savaşan bazı hücreler de tahrip olabilmekte. Biyoterapi ajanlarıyla bu bağışıklık sistemi güçlendirilir ve tümöre karşı yeniden savaşabilir hale getirilebilir” diye konuşuyor.

İLAÇ SAYISI HIZLA ARTIYOR
Her yıl biyoterapi alanında kullanılan ilaç sayısı hızla artıyor. İlaçların kullanımı da hastalığın evresine göre farklılık gösterebiliyor. Doç. Dr. Yener Koç, şu bilgiyi veriyor:
“Bizim kullandığımız interlokin 2 adlı ilaç, böbrek kanserinde ve melanoma denilen ‘benlerden’ kaynaklanan kanserde etkinliği kanıtlanmış durumda. Hastalığın evresine göre kulllanımı değişiyor Melanomada vücutta kanser yayılmışsa interlokin 2’nin kullanımı bir numaralı tedavi olmaktadır. Eğer kanser çok erken aşamada ise cerrahi ön planda. Cerrahi sonrasında tekrarlayan birden fazla organa yayılan kanserlerde cerrahi mümkün olmuyor. Böyle hastalarda radyoterapi tedavisi çok yararlı olmuyor. Böbrek ve lenfomalı hastalarda eğer hastalık yaygınsa bir numaralı tedavidir biyoterapi, kemoterapi radyoterapiye üstündür. Böyle bir durumda biyoterapi vermemek tıbbi hata kabul edilebilir

YOĞUN BAKIM ŞARTLARINDA UYGULANIYOR
Biyoterapi artık Türkiye’de de uygulanıyor, Vücudun kanserle savaşma tekniğini kullanan biyoterapik ilaçlar yoğun bakım şartlarında 24 saat hemşire gözetimi sağlanan özel ünitelerde uygulanıyor. İlaçların ciddi yan etkileri olduğunu hatırlatan Doç Dr Yener Koç, şöyle devam ediyor:
“Damardan verilen ilaçlara hastalara yüksek dozda yoğun bakım özelliği olana ünitelerde uygulanır Hastalarda ateş kaşıntı kalp yetmezliği akciğerde sıvı birikmesi, böbreklerde yetmezliği gelişebilir. Biz bu tedaviyi yaygın melanoma olan iki hastaya uyguladık.Dünyada yapılan araştırmalardan örnek verirsek ABD Boston’da New England Medikal Center’de 270 hastaya uygulandı, yüzde 20 yanıt gözlendi. Hastaların yüzde 8’I tamamen sağlıklı bir yaşama kavuştu. Hastaların 15 yıldan uzun takipleri var. Tümörler tekrarlamadı. Ümitsiz hastalarda bu tedavi çok önemli bir seçenektir.”


 

Sponsor Linkler



THE HEALTH NEWS 2006© iletişim