İnsan Genom projesi yaşamın
sırları çözüldü sloganı ile Clinton ve Blair tarafından Haziran 2000 de dünyaya
duyuruldu. Henüz başlangıcın sonuna gelindiği bilinen bu proje ile DNA' üzerinde
yer alan bazların dizinlerinin büyük kısmı öğrenilmiştir. Elde edilen bilgiler,
gerçekten yaşamı uzatacak mı, hastalıklar ortadan kalkacak mı, doktorluk mesleği
gereksiz mi olacak, insanların bundan yarar ve zararları ne olacak, bizim gibi
ülkelerde durum ne olacak soruları ülkemizde de tartışılmaya başlanmıştır.
Tarihçe
Mendel tarafından faktör denilen, 1900 lerde gen olarak adlandırılan birimlerin
insan kalıtımında da geçerliliği Formal Genetik alanının doğması ile
sonuçlanmıştır. Genlerin yapısı ise 1953 yılında kalıtsal madde DNA nın
yapısının anlaşılmasıyla en çok merak edilen konular arasına girmiştir. Bu
buluşlarıyla Nobel Ödülünü kazanan araştırmacılar açtıkları yeni sayfanın
yansımalarını bu boyutta düşünememiş olabilirler. Kalıtsal madde DNAnın çift
sarmal yapısı; canlı yapı ve fonksiyonlarını belirleyen molekülün kendini nasıl
çoğalttığı, sonraki soylara nasıl aktarıldığı, değişinim özelliklerini ortaya
koymakla dinamik ve statik özelliklerini açıklamıştır. Bu bilgiler; canlıların
birbirine benzerliğini ve farklarının temelini ortaya koymuştur. Bu konuda
kazanılan bilgiler ve geliştirilen teknolojiler bilgi birikimini artırdıkça
çalışan grupların sayısı da artmıştır. Ancak birbirinden bağımsız yürütülen bu
çalışmalar harcanan zaman ve malzemelerle tekrarlara da neden olmuştur.
Bilgisayar teknolojisinin de kullanımıyla bu büyük proje hesaplanandan daha kısa
zamanda sonuçlanma yoluna girmiştir. Sonuçta Amerika'da NIH ve enerji komisyonu
DOEnin yaptıkları girişimle projelendirilmiş ve uluslararası boyutta çok uluslu
ele alınmıştır. Bu proje için harcanan para insanın aya gidip gelmesi için
harcanan paradan daha fazladır.
Günümüzde genomun tüm sırları öğrenildi mi?
Bugün ilk aşaması tamamlanmakta olan bir sürecin başında bulunuyoruz. 3.2 milyar
baz çftinden oluşan insan çekirdek DNA dizisi çıkarılmış olmakla harfleri
bilinen ancak kelimelerinin anlamları yıllar sonra öğrenilen antik dönem
abc'leri hatırlanabilir. Genomun işlevselliği yani hangi dizilerin hangi
proteini kodladıkları, bunların yerleri ve çalışma yolları, birliktelikleri,
kullanılabilirlikleri, protein protein etkileşimleri öğrenilmedikten sonra bu
bilgi ham haliyle fazla birşey ifade etmez. Şimdi yine hastalara dönerek
hastalardaki değişime uğrayan bölgelerin hangi hastalıkları nasıl yaptıkları
ortaya konmak zorundadır. Ancak bunlar tamamlandıktan sonra tanı, tedavi ya da
zenginleştirme denen şimdilik kabul görmeyen ancak gelecekte yüzleşeceğimiz
kullanım şartları tartışılabilecektir.
Canlıların genom u için bunca emeğin karşılığı nedir?
Bu proje ile bir icat yapılmadığını var olan genomun keşfedildiğini biliyoruz.
Genom; bir hücre ya da canlının sahip olduğu genetik bilgilere yani anne ve
babasından gelen biyolojik kalıta verilen addır. Genom o canlının şeklini,
fonksiyonlarını bir anlamda kaderini belirler. Genomun çözümü bu nedenle
yaşamın sırlarının çözümü demektir. Yaşam için gerekli bilgilerin içeriği ve
bunların nasıl kullanıldığının anlaşılması büyük bir kazanç ve bu bilgileri elde
tutanlar için büyük bir güç potansiyeli taşımaktadır. Projeye katılan resmi
organizsayonların dışında özel firmaların da bir süredir bu alanda büyük yatırım
yapmaları beklenenlerin büyüklüğünü göstermektedir. Üstelik bu yalnızca
sanıldığı gibi insanla sınırlı değildir. Yaşamın sırlarının çözülmesi bu alanda
değişim yapma, amaca yönelik zenginleştirme, seçilenlerin üretimi, başka
canlıların model olarak ya da insan için farklı amaçlarla da kullanılmasını
gündeme getirebilecektir. Bu teknolojiyi kullanabilenler için ise güç demek
olacaktır.
Genom projesi tıp ve düşünce alanında değişimler getirmekte midir?
Genom projesi insan genomunu hedef alırken kullanılan tekniklerin gelişim ve
kullanımında diğer canlılarda çalışılmıştır. İnsandan önce diğer canlıların
yapılarının çözümlenmesi ile kazanılan bilgiler insan genomunun
aydınlatılmasında yararlı olmuştur. Yine bu bilgiler sonucu gözlenen homolojiler
insanın doğada ayrıcalıklı bir yapısı olmadığını; yer solucanı, fare ve sinekle
ortak yapılanma gösterdiği bölgelerin olduğunu göstermiştir. Canlılar evreninde
geçerli kuralların insan için de geçerli olduğunu göstermiştir. Bugün elde
edilen bilgiler evrim kuramını ortaya attığı için yargılanması bitmeyen Darwini
hiç olmadığı kadar desteklemektedir. Canlıların ya da türlerin özellikleri daha
iyi anlaşılmaya başladığı gibi aynı tür hatta aynı ailede farklılıklarımızın da
kökenleri anlaşılmaktadır. Bu yolla polimorfik özellikler toplumların göçlerini
ve etnik yakınlıklarını ortaya koyabilecektir. Yine bu özelliklerin adli ya da
askeri amaçla kimlik tesbitinde önemli katkıları olacaktır. Bu
farklılıklarımızın yaygın insan hastalıklarındaki rollerinin anlaşılması ve
çevre ile etkileşimlerinin ortaya çıkması korunma yollarının anlaşılmasını da
sağlayacaktır. Bugün henüz abc si ortaya konan bu bilgilerin kullanımı
anlaşıldıkça bu bilgilerin yalnız dış çevre değil kendi birlikteliklerinden de
nasıl etkilendiklerini ortaya çıkaracaktır. Tek gen hastalıkları ki ender
hastalıklar grubunu oluştururlar, tanı ve tedavi hedefi olarak tıp
uygulamalarında yer edinmeye başlamıştır. Tüm bu bilgilerin insan için
kullanılmasını öngörmekteyiz. Bu bilgilerin kullanıma girmesiyle hastalıkların
erken tanısı, tedavisi, doğum öncesi değiştirme ya da ayıklanması gündeme
gelecektir. Bu getirileri kullanan kişiler, gruplar ya da ülkeler ile diğerleri
arasında nasıl bir ayrım yapacaktır şimdiden öngörmek kolay değildir. Her ne
kadar uluslarası sözleşmelerle birtakım sınırlamalar getirilmeye çalışılsa
olayın yasal, etik ve sosyal yönleri de ele alınsa zaman bunun tutacağı yolu
daha iyi ortaya koyacaktır.
Doktorlara iş kalmıyor, herşey labratuarlarda tamamlanacaktır denebilir mi?
Hekimlik mesleği eskisinden daha fazla önem taşımaktadır. Ne yapılacağı, neden
ve nasıl yapılacağının yanı sıra tıbbi yaklaşımın sosyal boyutu ön plana
çıkacaktır. 21. yüzyılda koruyucu hekimlik, sosyal ve psikolojik iyilik
hallerinden hekimler sorumlu olacaklardır. Etik sorunlar için bugüne kadar
süregeldiği gibi hekimler hastalarının hakları yanında, onlara zarar verecek
uygulamalardan korunmayı da görev edineceklerdir. Moleküler tekniklerin
getirisinden insanın yararlanmasını sağlamaktan hekim sorumlu olacaktır.
Tehlikeler neler olabilir?
Kişisel farklılıklar içinde hastalıklar yanı sıra, kişinin fiziksel-fonksiyonel
ya da zihinsel farklılaşmasına neden olan genlerin de girmesiyle hasta-normal
ayrımının sınırları değişebilir. Sigorta, okul ya da toplumda doğum öncesi
tanıya gitmediği için hasta doğanlar yük olarak algılanabilir ve yükün kabul
edilebilirlik sınırları şimdiden öngörülemez. Suçlamalara uygun sosyal çevreyi
bulamayan hastaların kendileri de katılabilirler. Genetik yapı kimliğin yerine
geçebilir. İnsanlar kötü genli- iyi genli, üstün-geri diye ayrımcılığa
uğrayabilirler. İnsanların gizlilik hakkı ve onuru zedelenebilir. Tedavi ve tanı
şansının kimlerin olabileceği etiğin eşitlik ilkesiyle çelişki yaratabilir.
Adalet parası olanlar için geçerli bir olgu konumuna düşebilir. Bugün özel
kanserlere ya da hastalıklara göre tedavi hazırlanması söz konusu olabilecektir.
Bunun ekonomik bedeli de biliniyor. O halde pastadan pay üstün insana mı
gidecektir sorusu korku uyandırıyor.
Gen tedavisinde başarı, geçen süre içinde istendiği düzeye gelememiştir.
Başarısızlıklar ya da uzun süreli izlem sonuçları sınırlayıcılık getirmektedir.
Denek bulmak kolay değildir. Denek konusunda kurallar konmamış ülkelere tedavi
konusundaki pazarlamalara hekimler dikkatle yaklaşmalıdırlar.
Moleküler çalışmalar sonucunda görülmektedir ki aynı hastalık bir genin farklı
değişinimleri ile de olabilmektedir. Bu değişinim noktalarını kolay tanıyacak
kitlerin geliştirilmesi halinde farklı mutasyon taşıyan toplumlarda,
hazırlanandan yararlanma şansı düşecektir. Tedavi için de aynı şey söylenebilir.
Özgün tedavilerin gelişmesiyle, farklı değişinimlerle aynı sonucun doğduğu
hastalıkların tedavisinde ilerleme ivmesinin düşük olacağı söylenebilir.
Ülkemizde durum nedir?
İnsan genom projesi ile ilgili olarak yeni yılda nukleotid dizilerinin büyük
ölçüde çözümlendiği görülmektedir. 22. kromozom ve arkasından 21. kromozomun
üzerindeki diziler ortaya konmuştur. Bu yolla insanda kaç gen olduğu sorusuna
yeni çıkarımlar yapılarak bu sayının varsayılanların bazılarından daha aşağıda
olduğu anlaşıldığı gibi DNA'nın organizasyonunda kodlama yapmayan alanların daha
yaygın oldukları anlaşılmıştır. Yerleri bilinen, ifade bulan bu genlerin bir
kısmının ne iş yaptığı bilindiği halde diğerleri keşfedilmeyi beklemektedir.
İnsanda var olan 23 çift kromozomun en küçükleri dışında kalan 21 tanesi
üzerinde çalışılmaya devam edilmektedir. Bu keşfi yapacak bir alt yapı ülkemizde
yoktur. Var olan olanaklar ise bilim adamı sayısı, alt yapının birçok laboratuar
arasında bölünmüş olması, yatırım eksikliği ve organizasyon eksikliği nedeniyle
yapılamaz durumdadır. Ender hastalıkların sıklığı, geniş aile yapısı nedeniyle
bu alanda önemli bir gen kaynağı durumundaki ülkemizde özgün çalışmalar yeterli
değildir.
Ülkemizin güncel koşulları çerçevesinde genom projesi ile kazanılan bilgiler
tanı için değişik hastalıklarda ve değişik yoğunlukta kullanılmaktadır. Tıp
fakültesi bünyelerinde bu yapılanma daha sınırlı iken Boğaziçi, Bilkent gibi
Üniversitelerde Moleküler Biyoloji Bölümlerinde daha geniş boyutlardadır.
Muskuler distrofiden, kistik fibrozise, talasemilerden Huntington koresine kadar
tek gen hastalıkları ya da polimorfizmlerle yaygın hastalıklarda ya da bağlantı
analizleri ile tek gen hastalıklarında çalışılmaktadır. Ankara, Hacettepe, ODTÜ
gibi diğer birimlerde de bu çalışmalar kendi başına yapılmakta olup organize
değildir. Özel laboratuarlarda da bu girişimler başlamıştır. Tanı için başlayan
bu hareketlenme etik kuralların acilen oluşturulmasını gerektirmektedir. Sonuç
olarak; sağlık, bilim politikaları ve ulusal etik komisyon oluşturulması için
geç kalınmışlık sınırlarında olduğumuz söylenebilir.
İnsan Genom Projesi |