Üniversitelerdeki uzmanlık eğitimi sırasında formasyonu bulunmayan ancak daha sonra 3 yıllık özel eğitim gerektirdiği bildirilen psikoterapinin, sertifikalı kişiler tarafından yapılmaması halinde hasta üzerinde olumsuz etkilere yol açabileceği bildirildi.
Almanya'daki Heinrich
Heine Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikosomatik ve Psikoterapi Kürsüsü ile halen
çalıştığı Düsseldorf Psikanaliz Enstitüsü kurucularından Dr. Celal Odağ, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, ülkede psikoterapist eksikliği nedeniyle İzmir'de
vakıf kurmaya karar verdiğini söyledi.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden doçentlik kariyeri bulunan Dr. Odağ,
annesinin adını vererek 8 yıl önce kurduğu Halime Odağ Psikanaliz ve Psikoterapi
Vakfı'nda bugüne kadar çeşitli üniversitelerden 50 psikiyatri uzmanının ders
aldığını, halen 30'unun da eğitim gördüğünü belirtti.
Vakıfta, dünyada tanınmış uzmanların ders verdiğini, ailelere yönelik seminer
programları düzenlendiğini, uluslararası kongreler yapıldığını ve 8 yılda 7
kitap yayınlandığını kaydeden Dr. Odağ, şöyle konuştu:
''Almanya'da ders verirken üniversitelerden hep olumlu tepkiler aldığımı fark
ettim. Ben de derslerden memnun ayrıldım. Öğrencilerin çok ilgisini çektim. Ama
bu memnuniyet bende sıkıntıya dönüştü. Niye bunu ülkemde yapmıyorum diye
üzülmeye başladım. İzmir'de bu konuda etrafımda bir halkanın oluşmaya
başladığını görünce böyle bir eğitim yapma düşüncesi uyandı. Türkiye'ye belirli
aralıklarla gelme fikrim tamamen kişisel sorumluluğumla ilgili.''
Vakıfta önce 50 uzmanla başlayan eğitim sürecinin geçen hafta programa alınan 30
psikiyatrla sürdüğünü bildiren Odağ, derslere Ege, Celal Bayar, Adnan Menderes
ve Dokuz Eylül üniversiteleri ile işçi sigorta hastanelerinden gelen psikiyatri
asistanlarının katıldığını kaydetti.
-''BAZILARI KENDİNİ TERAPİST SANIYOR''-
Psikoterapistin, en az bir cerrah, dahiliyeci kadar sistemli eğitim alması
gerektiğini, bunun 3 yılı bulan kuramsal, zor ve masraflı bir çalışma olduğunu
ifade eden Odağ, şunları kaydetti:
''Gördüğüm kadarıyla birtakım psikiyatr arkadaşlar, kendilerini psikoterapist
zannediyorlar, bu formasyonu alma gereğini duymuyorlar. Kitaplardan
okuduklarına, kendi düşüncelerinden geçirdiklerine dayanarak psikoterapi yapmaya
çalışıyorlar. Bunların ne yazık ki sayıları çok. İşte Türkiye'ye gelme
nedenlerimden birisi de bu. Dedim ki kendi kendime, biz ciddi bir eğitim
verirsek onların da eksiklikleri ortaya çıkar. Bu kuruluşla çok gurur duyuyoruz.
Çünkü burada uzman psikoterapist olunabilmesi için gerekli bütün eğitim, deneyim
ve bilgi veriliyor.''
Psikoterapi formasyonu bulunmayan psikiyatrların, bu uygulamayı yapmaları
halinde hastaya zarar verebileceklerine işaret eden Odağ, herhangi bir fiziksel
hastalık sırasında doktorların kan, idrar, röntgen gibi somut bulgulara göre
hareket ettiklerini ama ruhsal hastalıkların böyle olmadığını söyledi.
Ruhsal hastalıkların somut bulguları bulunmadığını, bu hastalıkların teşhisinin
konulmasının terapistin soyut duygularına dayandığını, kitaptan öğrenilen
bilgilerle terapist olunamayacağını bildiren Dr. Odağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Eğitim almamış, kendisini tanımlamamış, eksikliklerini bilmeyen, kendisini
yansız, yargısız görmeyen bir terapistin elinde hasta ile kendisinin eğilimleri
birbiriyle karışıp örtüşebilir. Hasta verici, terapist alıcı bir insansa
aralarında bir böyle bir alışveriş gelişir. İkisi de memnundur ama doyurucu bir
alışveriş yoktur. Sonunda hasta bundan dolayı depresyona girebilir. Bu, eğitim
almamış terapistin hasta üzerindeki olumsuz etkisidir. Bir ilacın yan etkisi
gibi'' diye konuştu.
Vakıfta psikoterapi eğitimden geçen uzmanlardan İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Ruh
Sağlığı Şubesi Görevlisi Dr. Fatih Ferruh Karaman da Türkiye'de ve dünyanın
hiçbir yerinde psikoterapi formasyonu bulunmadığını, bu formasyonun
üniversitelere bağlı kurum, vakıf ve dernekler aracılığıyla alındığını söyledi.
Dr. Karaman, ''Türkiye'de psikoterapi eğitimini bu vakıf ilk defa bu kadar
sistematik olarak harekete geçiriyor'' dedi.
Ülkede gerçek anlamda psikoterapistin az olduğunu ancak kendisini böyle gören
çok sayıda uzman bulunduğunu kaydeden Karaman, ''Bunun herhangi bir gizemi yok.
Bu bir teknik'' diye konuştu.