Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Ekşi, Türkiye'de beslenme bozukluğu nedeniyle anemi, guatr, raşitizm, tansiyon, diyabet, osteoporoz ve diş çürüklüğü gibi hastalıkların yaygın olduğunu söyledi.
Beslenme bozukluğunun
farklı toplumlarda farklı biçimlerde ve boyutlarda ortaya çıktığını belirten
Prof. Dr. Aziz Ekşi, "Yapılan araştırmalar Türkiye'de de, özellikle bazı
gruplarda besin öğesi eksikliğinin önemli düzeyde olduğunu göstermektedir. Bunun
ve diğer etkenlerin sonucu olarak anemi, guatr, raşitizm, tansiyon, diyabet,
osteoporoz ve diş çürüklüğü gibi beslenmeyle ilişkili hastalıklar oldukça
yaygındır. Bu durum ülkemizde optimal beslenme yaklaşımının ve fonksiyonel gıda
kavramının önemli ve gerekli olduğunu göstermektedir" dedi.
İnsanın temel gereksinimleri arasında beslenmenin birinci sırada yer aldığını
dile getiren Prof. Dr. Ekşi, "Beslenme denilince sayısı 45 dolayında olan temel
besin öğesinin, her gün belirli miktarda vücuda alınması anlaşılmaktadır.
Bunların yüzde 14'ü vitamin, 21'i mineral, 8'i aminoasit, 1'i yağ asidi ve
diğerleri ise karbonhidrat, protein, yağ ve sudur. Bu besin öğeleri taşıyıcısı
gıdalardır ve bu gereksinim günlük diyetle karşılanmak zorundadır. Bunlardan bir
veya birkaçının eksikliği durumunda beslenme bozukluğu ortaya çıkmaktadır. Bu
durum; fiziksel gelişmeye, mental gelişmeye, insan sağlığına ve bireyin
başarısına da yansımaktadır. Ülkeden ülkeye oranı değişse de ölüme yol açan
etkenler arasında beslenmeye bağlı olarak ortaya çıkan kalp hastalıkları ve
kanser ilk iki sırayı almaktadır" diye konuştu.
Gerek kalp hastalıkları, gerekse kanserin beslenme tarzıyla yakından ilişkili
olduğunu açıklayan Prof. Dr. Ekşi, "Bu nedenle diyet kaynaklı sağlık
sorunlarının asgariye indirilmesi önem taşımakta ve bunun için de optimal
beslenme yaklaşımı gündeme gelmektedir. Optimal beslenmeye ulaşmanın birinci
yolu günlük diyetin ya da gıda tüketim alışkanlıklarının, ikinci yol ise gıdanın
bileşiminin değiştirilmesidir. Birinci yol daha engebeli ve uzundur. Çünkü,
beslenme alışkanlıkları kadar gelir düzeyiyle de ilişkilidir. İkinci yol daha
kısadır ve bunun en önemli aracı da gıdaların değişik modifikasyonlarla
fonksiyonelleştirilmesidir" dedi.
