Yunus Bilge/Zirve Dergisi Yazarı
Başarıya ailenin, öğretmenin ve öğrencinin birlikte çalışmasıyla ulaşılır.
Yani okulda ve sınavlarda başarıya ulaşmak bir ekip işidir. Sınavlar
yaklaştıkça bazı öğrencilerde ders çalışma konusunda bıkkınlık ortaya
çıkabilmektedir. Çalışma isteksizliği diyebileceğimiz bu durumdan aileler
ve öğretmenler çokça yakınmaktadır.
Öğrencinin isteyerek çalışması için aileye ve öğretmenlere bazı
görevler düşmektedir. Çalışmayı bir ihtiyaç olarak görmek, isteyerek
ders çalışmanın şartlarından biridir. Öğrencinin ulaşılabilir bir
hedefi olmalıdır. Hedefsiz çalışmalardan sonuç alınamaz. Bu bağlamda
öğrencinin ilgi, istek ve yetenekleri dikkate alınarak ulaşılabilir
bir hedef belirlenmeli ve öğrenci bu hedefe ulaşması için sürekli
motive edilmelidir. Bu amaca yönelik olarak öğrenci hedeflediği okula
götürülüp okul gezdirilebilir, o okuldaki öğretmen ve öğrencilerle
konuşması sağlanabilir. Böylece öğrenci niçin çalıştığını bilecektir.
O hedefe ulaşmak için çalışma gereği hissedecektir.
Başarıyı hayal etmek öğrencide çalışma isteği doğurabilir. Ailelerin
ve öğretmenlerin, sınav sonrasında elde edebileceği avantajları
öğrenciye anlatmaları yararlı olacaktır. Bu konuda, sınavları kazanmış
tanıdık öğrencilerden de yardım alınabilir.
Öğrenci anladığı dersi sever ve o derse çalışmak ister. Öğretmenler öğrencinin dersi anlaması için ellerinden gelen çabayı göstermelidir. Anlamadığı yerleri ona tekrar tekrar anlatmalıdır. Kolaydan zora doğru bir anlatım tekniğiyle öğrenciye konuları kavratmalıdır. Çalışmasının karşılığını not veya net olarak alan öğrenci derslerine daha bir istekle çalışacaktır. Öğrenci evde çalışıyorsa anlamadığı yerleri sorabileceği bir kaynağa ihtiyaç duyar. Bu konuda aile öğrenciye destek olmalıdır. Öğrencinin ağabeyi, ablası, üniversitede okuyan bir tanıdığı öğrenciye bu konuda yardımcı olabilir.
Öğrenci anladığı dersi sever ve o derse çalışmak ister. Öğretmenler
öğrencinin dersi anlaması için ellerinden gelen çabayı göstermelidir.
Anlamadığı yerleri ona tekrar tekrar anlatmalıdır. Kolaydan zora doğru bir
anlatım tekniğiyle öğrenciye konuları kavratmalıdır. Çalışmasının
karşılığını not veya net olarak alan öğrenci derslerine daha bir istekle
çalışacaktır. Öğrenci evde çalışıyorsa anlamadığı yerleri sorabileceği bir
kaynağa ihtiyaç duyar. Bu konuda aile öğrenciye destek olmalıdır. Öğrencinin
ağabeyi, ablası, üniversitede okuyan bir tanıdığı öğrenciye bu konuda
yardımcı olabilir.
Öğrenci tek başına çalışmaktan sıkıldığı için de çalışma konusunda bir
isteksizlik duyabilir. Öğrencinin çalışkan ve anlaşabileceği hemcinsleriyle
grup çalışması yapması, çalışma isteksizliğinin aşılmasını sağlayabilir.
Öğretmenler okulda veya dersanede, aileler de evlerinde öğrencinin grup
çalışması yapmasını sağlayabilir. Öğrenci anlamadığı konu ve soruları da bu
sayede arkadaşlarıyla tartışabilir.
Ne yapacağını bilmeyen öğrencilerde de çalışma isteksizliği görülebilir.
Özellikle öğretmenler öğrenciye verimli çalışmanın nasıl
gerçekleştirileceğini ayrıntılı olarak anlatmalıdır. Yapılan rehberlik
toplantılarında haftalık değerlendirme yapılmalı, öğrenciye her şey adım
adım anlatılmalı ve öğrencinin verimli çalışması sağlanmalıdır. Önünde bir
yol haritası olan öğrenci, ne yapacağını bilirse çalışma isteği duyar.
Başarısızlık endişeleri giderilmeli
Başarısızlık endişesi de öğrencinin çalışma isteğini kırabilir. Öğretmenler
öğrenciyi başarıya motive etmeli, ona başarması için fırsatlar tanımalı,
öğrenciye başarabileceğini hissettirmelidir. Aile de bu konuda öğrenciye
güvenmeli, bunu ona söylemelidir. Öğrencinin sosyal ihtiyaçları vardır. Bu
ihtiyaçların giderilmemesi öğrencide çalışma isteksizliğine yol açabilir.
Öğrenci de her insan gibi dinlenmek, eğlenmek, gezmek, müzik dinlemek,
arkadaşlarıyla sohbet etmek ister. Öğretmenler ve öğrenciler bu konuda
öğrenciye rehberlik yapmalıdır. Öğretmenler çalışma programı hazırlarken
öğrencinin bu gibi ihtiyaçlarını dikkate almalıdır. Aileler de çalışma
programında uygun görülen sosyal faaliyetlere öğrencilerin katılmasına imkan
sağlamalıdır. Öğretmenler de gezi, piknik düzenleyebilir; sinema ve konsere
öğrencilerle birlikte gidebilir. Aile, onu bir şeye zorlama yerine, ikna
etmeye çalışmalıdır. Öğrenciye yıkıcı, kırıcı sözler söylememelidir. İki
kişinin sohbetinden memnun ayrılan taraf, en çok konuşandır. Öğrenciyi
konuşturmaya çalışın. Bunun için okul hatıralarınızı anlatabilirsiniz.
Öğrenciye gününün nasıl geçtiğini sorabilirsiniz. Anlattıklarından hareketle
onun sıkıntılarını, duygularını, düşüncelerini tespit edebilir; üzerinize
düşen bir görev varsa onu yapmak için bilgi toplamış olursunuz.
Kıyaslamayın, rencide etmeyin
Öğrencinin çalışma isteğini artırmak isteyen aile ve öğretmenler, öğrencinin
yapamadıklarını değil, yapabildiklerinin üzerinde durmalıdır. Diyelim ki
öğrenci 100 soruluk sınavda 65 net yapmış. Bu durumda Niye diğer soruları
yapamadın, komşunun çocuğu kadar olamadın, niye hata yapıyorsun? gibi
sözler sarf etmekten kaçınmalıdır. Bunun yerine Güzel, 65 net yapmışsın,
demek ki yapabiliyorsun, şimdi diğer soruları niçin yapamadığını araştıralım,
65 net yaptıysan diğer soruları da yapabilirsin, bir dahaki sınava kadar
eksiklikleri gidermeye çalışalım. şeklinde bir yaklaşım sergilemelidir.
Özellikle aile, öğrencide sınav kaygısına yol açabilecek söz ve
davranışlardan uzak durmalıdır. Çünkü kaygı, çalışma isteksizliğinin temel
sebeplerindendir.
Bu uzun bir süreç ve herkes sabırlı olmalı
Öğrenciye sürekli olarak Mutlaka kazanman lazım. Yoksa işin zor.
Kazanamazsan yandın. anlamına gelebilecek sözlerden uzak durmak gerekir.
Bunun yerine Kazanman için elinden geleni yaptığını biliyoruz. Bu süreçte
bizden istediğin her türlü desteği sağlamaya hazır olduğumuzu bilmeni
isteriz. Sen bizim evladımızsın. Seni hep sevdik, bundan sonra da hep
seveceğiz. şeklindeki bir yaklaşımı tercih etmelidir. Olumlu davranış
gösterdiğinde aile ve öğretmenler öğrenciyi ödüllendirmelidir. Ödül, öğrenci
için motive edicidir. Ancak ödülün bir gerekçesi olmalıdır. Ödülün niteliği
önemli değildir. Bir çift sevgi sözü de öğrenci için ödüldür. Annenin
öğrenciye sarılması, babanın onunla gurur duyduğunu ifade etmesi, öğretmenin
öğrenciye gülümsemesi de ödüldür. Yeter ki öğrencinin çabaları fark edilsin.
Gayretleri takdir edilsin. Zorla güzellik olmaz. Kimse kimseye emirle ders
çalıştıramaz. Öğrencinin başarıya ulaşabilmesi için çalışmayı yürekten
istemesi gerekir. Öyleyse aile ve öğretmenler öğrenciyi çalışmaya teşvik
etmelidir. Bunun için hedef hatırlatılabilir. Hedefe ulaşılınca elde
edilebilecek güzelliklerden söz edilebilir. Aile ve öğretmenler öğrenci
hakkında sabırlı olmalıdır. Bir şey hemen gerçekleşmez. Herkes elinden
geleni yapmalı, bu süreçte eksiklikler sürekli gözden geçirilmeli, sonuç ile
ilgili olarak sabırlı olunmalıdır.
Aileler, öğretmenlerle işbirliği yapmalı
1. Aile, okul ve dersane öğretmenleriyle diyalog halinde olmalıdır. Evde
öğrenciye nasıl davranması gerektiği konusunda öğretmenlerle istişare
etmelidir. Öğrencinin çalışma programı, ne kadar ve nasıl çalışması
gerektiği bilinmelidir.
2. Aile ve öğretmenler öğrenciden potansiyelinin üstünde bir beklentiye
girmemelidir. Aşırı beklentiler öğrenci üzerinde baskıya, baskı da çalışma
isteksizliğine yol açacaktır. Aile ve öğretmenler bu yüzden öğrenciyi iyi
tanımalı, zeka kapasitesini, ilgi ve yeteneklerini objektif olarak
değerlendirmelidir.
3. Aile, öğrencinin ağız ve diş sağlığına, temizliğine, uyku düzenine ve
beslenmesine dikkat etmelidir. Hastalıklardan bir kısmı, öğrencinin hayat
enerjisini önemli ölçüde azaltarak onu dermansız bırakır. Bir kısmı ise;
doğurdukları devamlı acı ve ağrılar yüzünden çocuğun ilgi ve dikkatini ders
konuları üzerinde toplamasına engel olur. Öğrenci sağlıklı olursa ders
çalışmak için kendisinde bir güç bulacaktır.
4. Aile, elindeki imkânları sonuna kadar değerlendirmelidir. Dersane, kitap,
etüt merkezi, dergi, bilgisayar, özel ders gibi imkanlardan gerekenleri
elden geldiğince, imkanlar ölçüsünde öğrencinin istifadesine sunmalıdır.
5. Aile ve öğretmenler öğrenci hakkında ümitli olmalıdır. Bunu da öğrenciye
söylemelidir. Ancak ümitli olmalarının gerekçelerini de öğrenciye
açıklamadır.
Planlı çalışmanın yanında dinlenme de olmalı
Her öğrencinin bir dikkat süresi vardır. Bu dikkat süresi aşılınca öğrenci
çalışma isteğini kaybeder. Aile ve öğretmenler öğrenciden sürekli olarak
çalışmasını istememelidir. Ona planlı çalışmasını önermelidir. Planda
dinlenme, eğlenme, spor, televizyon, bilgisayar için de vakit ayrılmalıdır.
Huzursuzluk öğrenciyi etkiler
Evde huzursuzluk olması, çalışma ortamının nitelikli olmaması öğrencinin
çalışma isteğini kırabilir. Bu nedenle aileler ellerinden geldiğince,
öğrenciye mutlu ve huzurlu bir çalışma ortamı sağlamalıdır.
Çocuğun yanında tartışmayın
Aile bireyleri öğrencinin yanında tartışmamalıdır. Öğrencinin çalışma
saatlerinde misafir ağırlama konusunda aile daha hassas olmalıdır.
Kardeşleri onu rahatsız etmemeli
Kardeşlerinin öğrenciyi rahatsız etmesi önlenmelidir. Öğrencinin çalışma
saatlerinde aile bireyleri de kitap, dergi, gazete okuyarak öğrenciye destek
verebilir.
Ailem Dergisi
