İçinde grip, salgın, aşı, kuş, tavuk, hindi... geçen yazı ve haberlerden bıktığınızın farkındayım. Onun için, başlıktaki salgın sözüne bakıp da sayfayı çevirmeyin, gönül rahatlığı içinde okumaya devam edin. Çünkü, yazımız ruh sağlığı kurallarına uygun olarak hazırlanmış olup içinde bu tür kelimeler kesinlikle yer almamaktadır.
Dünya Sağlık Örgütü'nün
geçtiğimiz günlerde yayınlanan "Küresel Hastalıklarla Mücadele" raporuna göre,
dünyamızdaki ölümlerin %60' ı kronik hastalıklara bağlıdır. Raporda, kalp ve
damar, solunum yolları hastalıkları, kanser ve diyabet gibi kronik hastalıklar
yüzünden 2005 yılında 35 milyon, önümüzdeki 10 yılda ise 388 milyon insanın
hayatını kaybedeceği bildirilmektedir. Bir yılda AİDS' dan 2.8 milyon,
tüberkülozdan 1.6 milyon ve sıtmadan da 900 bin kişinin öldüğü göz önüne
alınırsa, bu hastalıkların boyutu daha iyi anlaşılacaktır.
Bu kronik hastalıklar içinde, kalp ve damar hastalıkları tek başına yılda 17.5
milyon insanın ölümünden, yani tüm ölümlerin %50' sinden sorumludur. Kanserler
ise ölümlerin %22'sinin nedenidir.
Raporun asıl dikkati çeken noktası ise, herhangi bir önlem alınmadığı takdirde
bu ölümlerin 10 yılda %17 oranında artacak olmasıdır. Oysa, %80' i düşük ve orta
gelir düzeyine sahip ülkelerde görülen kronik hastalıklara bağlı ölümlerin,
alınacak basit ve ucuz önlemlerle 10 yıl içinde %2 oranında azaltılabileceği
öngörülmektedir.
Kronik hastalıkların neden olduğu bu "görünmez salgının" ekonomik boyutu da çok
önemlidir.
Raporda, bu hastalıklar yüzünden 10 yılda Çin' in kaybının 558, Rusya' nın 300
ve Hindistan' ın da 236 milyar dolar olacağı belirtilmektedir.
ÖLÜMÜN ÇARESİ YOK, AMA
Bu kronik hastalıklar, ölümlere yol açmaları yanında, özellikle ekonomik olarak
geri kalmış ülkelerde hem daha genç yaşlarda ortaya çıkmakta ve hem de iyi de
tedavi edilmedikleri için insanları uzun süre acılar, sıkıntılar içinde
bırakmaktadır.
Ölümün elbette çaresi yok, günün birinde hepimiz herhangi bir nedenle öleceğiz.
Ancak, insanların erken ölmeleri, acı ve sıkıntı çekmelerini önlemek de pek âlâ
mümkündür.
Bu kronik hastalıkların üç temel nedeni vardır:
-Sağlıksız beslenme
-Fiziksel aktivitenin azalması
-Sigara (tütün) içilmesi
Bu üç faktörün kontrol altına alınmasıyla kalp ve damar hastalıklarının
engellenebileceği kanıtlanmıştır. Son 30 yılda Avustralya, Kanada, Japonya ve
USA... gibi gelişmiş ülkelerde kalp hastalıklarından ölüm oranı %70 azalmış,
1970-2000 yılları arasındaki dönemde sadece USA' da kalp ve damar
hastalıklarının neden olacağı 14 milyon ölüm önlenmiştir.
BU ÜÇLÜYE DİKKAT
Sağlıksız beslenme, yani sebze ve meyve yerine şekerli, tuzlu ve yağlı gıdaların
daha fazla tüketilir olması, obezite, hipertansiyon, felç, koroner kalp
hastalıkları, ateroskleroz (damar sertliği)... gibi hastalıkların ve diyabetin
bir numaralı nedenidir.
Şehirlerde yaşayan insanlar da giderek daha az hareket eder olmuşlardır. Birçok
insanın işine araçlarla gitmesi ve iş yerinde oturarak çalışması da fiziksel
aktivite azalmasının nedenleridir.
Sigara veya tütün kullanımı ise, kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasında
önemli bir risk faktörü olması yanında, başta akciğer ve gırtlak olmak üzere pek
çok kanserin de bir numaralı nedenidir. Tüm kanserlerin 1/3' ünün tütün kullanma
alışkanlığı ile ilgili olduğu bilinmektedir.
TÜRKİYE İÇİN DE ÇOK ÖNEMLİ
Şehirleşmenin artması ve nüfusumuzun giderek yaşlanmakta olması da dikkate
alınacak olursa, kronik hastalık salgınının ülkemiz için de ne kadar önemli
olduğu daha iyi anlaşılır.
Ekonomik bakımdan gelişmiş ülkeler son yıllarda aldıkları önlemlerle kronik
hastalıklarla mücadelede büyük mesafeler almışlardır.
Sağlık Bakanlığı'nın bu hastalıkların önlenebilmesi için her türlü girişimde
bulunması, hem insanlarımızın daha uzun ve sağlıklı yaşamaları ve hem de
ekonomik kayıpların önlenmesi için çok önemlidir.
Yazı: ahmetrasimk@mynet.com
