İstihare mi, yoksa istişare mi?


Müslüman bir şeyin hakkında hayırlı olup olmadığını anlayabilmek için istihare yapabilir. Ancak istihare, çok özel haller dışında istişareden sonra başvurulacak bir çıkış yoludur.

 

 Bir iş konusunda şüpheniz, tereddüdünüz söz konusu. Öyle mi olmalı, yoksa böyle mi, diye tereddüt içinde bulunuyor, doğrusunu bilemiyorsunuz.

İşte böyle bilinemeyen bir konuda istihare yapılır, bir de istihare ile konu hakkında bir düşünceye sahip olmak istenebilir. Ancak hemen ilave edelim ki istihare, istişareden sonra başvurulacak bir çıkış yoludur.

Önce bilenlerle istişare edilir, konu hakkında geniş bilgi toplanır, gereken araştırma ve inceleme yapılır. Hâlâ akıl, mantık çapında bir fikre varılmaz, bir kanaate sahip olunamazsa, bu defa bir de istihare yapılır, istiharenin vereceği işarete göre de hareket edilebilir. Bu bir mecburiyet olmasa da bir tavsiye gereği, bir tereddütten kurtuluş çaresidir.

Hemen tekrar edelim. İstihare doğruluğu bilinemeyen konularda yapılır. Doğruluğu, eğriliği daha ilk bakışta bilinen bir konuda istihare yapılmaz. Gerek kalmaz. Mesela, hacca gitsem mi, namaza başlasam mı, birisine şu iyiliği yapsam mı.. gibi doğruluğu kesin olan konularda istihareye gerek olmaz. Çünkü hacca gitmek, namaza başlamak, birine iyilik etmekte tereddüt edilmez. Bunların doğrusu biliniyor, tereddüde gerek olmuyor. Olsa olsa, hacca hangi kafile ile gideyim, diye istihare yapılabilir. Çünkü bu konuda kesin bir fikir olmayabilir. Nitekim namaz kılayım mı, sadaka vereyim mi, diye de istihare yapılmaz. Bunların hayırlı olan ciheti, istiharesiz bilinmektedir.

Evleneyim mi, evlenmeyeyim mi, diye de istihare yapılmaz. İhtiyaç hissedince evlenmek gereklidir. Ancak hangi namzeti tercih etsem diye istihare yapılabilir. Bu da, namzet hakkında araştırmalar yapılmış, istişareler icra edilmiş de bir fikre varılamamış, tereddüt sürüp gitmekteyse...

Yoksa; akıl, mantık, yapılan araştırmalar fikir vermiş, uygun olup olmadığı konusunda neticeyi göstermişse, istihareye gerek olmaz. Olsa bile sonuçta istiharenin işaretine değil, istişarenin gereğine uyulur. Çünkü istihare ile görülen rüyanın şeytanî mi, Rahmanî mi olduğunu kestirmek kolay olmaz. Bu yüzden sonucu da bağlayıcılık arzetmez.

İstiharenin böylece hükmünü kısaca arz ettikten sonra gelelim nasıl yapılacağına:
İstihare, yatarken iki rekat namazdan sonra yapılan duadan ibarettir. Şayet namaz mümkün olmuyorsa sadece dua ile yetinmekle de istihare yapılmış olunabilir. Namazla yapılan istiharede, önce iki rekat namaz kılınır. Bu namazın birinci rekatında fatihadan sonra (kâfirun), ikinci rekatında da yine fatihadan sonra (ihlâs) sûresi okunur. Namazdan sonra eller açılıp Rabb’e karşı dua edilir.

-Ya Rab, bu iş, hakkımda hayırlı ise bana nasip eyle, işaret göster. Değilse benden uzaklaştır, beni muhafaza eyle.. diye yalvarılarak yatağa girilir, abdestli olarak uykuya dalınır. Görülen rüyada yeşil ve beyaz bulunursa hayra, siyah ve kırmızı bulunursa şerre işaret telakki edilir. Yahut da kalbde hasıl olan meyile göre hareket edilebilir.
Kısaca istihare budur.

Bu arada, istihare fıkhî bir meseledir. Bu konuda fıkıh kitaplarına bakılır. Tasavvuf eserlerine değil.

İstihare bağlayıcı değildir
İstihare namazı (mendup) olan bir namazdır. Sonucu ise bağlayıcı değildir.

- Ayrıca istihare, doğru ya da eğriliği bilinmeyen konularda yapılır. Bilinen konularda değil.

- Biribirine denk olmadığı bilinen iki gencin evlendirilmesi için istihareye başvurulmaz. Çünkü denk olmayanları evlendirmenin yanlışlığı bilinmektedir. Buna rağmen istihare yapılır da evlensin işareti çıkarılıp evlendirilirse, çıkan geçimsizlikten istihare değil, bunu yanlış yerde yapanlar sorumlu olur.

AHMED ŞAHİN