Hiperaktivite Kalıtsal mı?
Aşırı hareketliliğin hangi durumda bir hastalığa dönüştüğünü merak ediyorsanız, bu yazı dizisini okuyun. çocuğunuzun yaramazlığı belki de hiperaktif olmasından kaynaklanıyor. 'Geçer' deyip göz ardı etmeyin, bu onun bütün hayat başarısını etkileyebilir. Yaramaz çocukla hiperaktif arasındaki farkı merak ediyorsanız, konunun uzmanı doktorlar size bu yazı dizisinde yol gösteriyor. Hiperaktivite yalnızca çocukluk dönemine özgü değil. "Yetişkinlerde görülen hiperaktivite hangi hastalıkları beraberinde getiriyor? Hiperaktiflere yasaklı gıdalar neler? Hiperaktivite tedavisi bağımlılık yapar mı?" gibi soruların yanıtını uzmanlar veriyor. Hiperaktiviteyi keşfetme ve tedavi yolları bu yazı dizisinde...

 

Toronto'da, Toronto üniversitesi'nin eğitim hastanelerinden biri olan Scarborough Hastanesi'nin başhekimi ve aynı hastanenin DEHB (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) kliniği, Eğitim ve Araştırma Enstitüsü Başkanı olan Prof. Dr. Atilla Turgay, 4 binin üzerinde hiperaktivite hastasını izliyor. Kanada Hiperaktivite Derneği'nin eğitim direktörü olan Prof. Dr. Turgay, hiperaktivite ile ilgili sorularımızı yanıtladı...

* Erişkinlerde hiperaktivite önemli bir sorun mu?

Erişkinlerde hiperaktivite bozukluğu ruh sağlığı alanında en çok konuşulan, devrim sayılabilecek gelişmelerin her gün olduğu, tedavi edilirse çok iyi sonuçlar alınan, tedavi edilmezse kişinin benliğini, zihnini, yaşamını, çevresindekileri çok olumsuz etkileyen bir bozukluktur. Birçok ülkede yapılan çalışmalarda, her toplumda çocuklarda hiperaktivite görülme oranı yüzde beş-sekiz arasında. Erkeklerde kızlara oranla iki-üç kere daha fazla. çocukların yüzde 80'i hastalığı gençlik çağına da götürüyor, yüzde 60'ı ise erişkinliğe kadar sürüyor. Hastalık ölçülerine uymayanlarda da çocukluktan başlayan birkaç belirti erişkinlikte kendini sürdürüyor. Geçen yıl APA'da bildirilen, ABD'de yapılan önemli bir çalışmada, ABD'de erişkinlerin yüzde 4.6'sında hiperaktivite saptandı. Bu oran şizofreninin dört katından fazla, bipolar bozuklukların dört katından daha fazla. Kaynakları kullanma açısından çok acıdır. Birçok hasta ayırt edilemiyor, tedavi edilmiyor ya da yetersiz tedavi ediliyor. Bu, hastalığın ne yaygınlıkta olduğu açısından böyle. Oysa ki, tanısı konmasa da, dikkat eksikliği, tepkisellik, hiperaktivite gibi belirtileri olan birçok çocuk, genç ve erişkin var. Onları da katarsanız, toplumda dikkat ve hiperaktivite sorunları görülme oranı çok yükseliyor.

* Kolay tedavi edilebiliyor mu?

Tanı koyduğunuz hastalarda, doğru tedavi uygulanırsa, sadece ilaçla bile hastaların yüzde 80'inden fazlasında iki-sekiz haftada önemli düzelmeler görebiliyoruz.

* Hiperaktivite hastalarında başka ne gibi bozukluklar var?

Hastaların beşte birinde bozukluk tek başına hiperaktivite. Hastaların yüzde 80'inde ise bir başka bozukluk daha var. En az yüzde 60'ında ise, üçüncü bozukluk var. En çok görülen hastalık, 'karşı gelme bozukluğu', daha sonra 'davranım bozukluğu' geliyor. çocuk ve gençlerin en az yarısında ise 'özel öğrenme bozukluğu' görülüyor. Okul başarısızlığı hastalığın en önemli belirtilerinden birisi. Bu çocuklar okulu sevmiyor, okuldan nefret edebiliyor, okulu bırakabiliyor. Davranım bozukluğu gelişenler ise suç işleyebiliyor, saldırgan olabiliyorlar. Okulda 'çetecilik' gibi başkaldıran, suça yönelenlerle bir araya gelebiliyorlar. Gençlik döneminde ise, tabloya anksiyete bozuklukları ve depresif bozukluklar ekleniyor. Erişkin hiperaktivitede ise, hastaların yarısında görülen iki önemli bozukluk, 'anksiyete' ve 'depresyon'. Yeni hastalıklar eklendikçe tedavi zorlaşıyor. Erken tanı, erken tedavi bu ek bozuklukların gelişiminin önlenmesi için çok önemli. Bunların bazıları ilaçlara olumlu cevap veriyor.

* Sadece ilaç mı önemli?

Hayır. İlacın yanı sıra, hastanın, yakınlarının, öğretmen ve iş yerinde bulunanların hiperaktivite konusunda eğitimi ve hastalıkla en iyi nasıl baş edebileceğinin bilinmesi de çok önemli. Annebaba ve öğretmenin eğitimi çok önemli. Davranış tedavisi, danışmanlık ve psikoterapi, aile ve grup tedavileri, iyi düzenlenmiş hasta, aile destek ve eğitim grupları çok önemli. Benim birçok yazımda "hiperaktivitede bütünleyici tedavi"den açık olarak söz etmiştim. Yeni araştırmalar, bu tedavilerden bazılarının etkinlik, güvenilirlik ve kalıcılığını destekliyor. Ben ilaçların bu tedavilerde bütünlüğünü şiddetle savunurum. Hiperaktivitenin özel diyeti ise yok.

* Bu hastalık kalıtsal mıdır?

Hem de çok kalıtsal ve çok ailesel diyebiliriz. Hastaların yüzde 90'ında hastalık nesilden nesle geçiyor. Tek yumurta ikizlerinde yapılan çalışmalar kalıtsal geçiş üzerinde duruyor. Ailede bir kşide hiperaktivite bulununca, bunun başka kardeşlerde, ana babada da olma riski yüzde 30-40 kadar yüksek. Biz hekimlere ve ailelere, ailede bir kişide olunca diğer aile bireylerinin de taranmasını öneriyoruz. Erişkinde olunca, onların çocuklarında olma olasılığı yüzde 30-50 arasında değişiyor. Hiperaktivite gelişiminde bazı kromozomların sorumlu olabileceği üzerine çalışmalar var. Bu, çok genetik etkenli bir bozukluk.

* Bunun toplum bilimsel ya da halk sağlığı açısından önemi nedir?

Batıda yapılan çalışmalar ancak bu hastaların beşte birinin sağlık örgütleri ve uzmanlarınca bilindiğini gösteriyor. Bu durum Türkiye'de daha da az biliniyor. Bilinen hastalardan başlayarak, bilinmeyenlerin de kolayca ayırt edilmesi ve aile taraması yapılması etkin bir yöntemdir.


* Hiperaktivite bir beyin bozukluğu mu?

Evet. Bu hastalıkta beynin birçok yerinde değişik düzeylerde bozukluklar bulundu. En çok bozukluk, dikkat ve davranım kontrolünden sorumlu frontal lobda. Beyincikte, iki yarım küreyi birleştiren yollarda, dikkat ve hafıza merkezlerinde, beyni uyarımda ve uyanık tutan merkezlerde bozukluklar var. Benim New York Medical College ile yaptığım birkaç çalışmada bu hastaların birçoğunda beyinde uyarım bozukluğu bulmuştuk. Beyinde şeker kullanımı bozuklukları da bildirildi. Beyindeki taşıyıcılardan norepinefrin ve dopaminde azlıklar vardı. Etkin tedavi ilaçlarının bu bozuklukları düzelttiğini biliyoruz. Ritalin ve concerta etken maddeleri, beyinde şeker metabolizma bozukluklarını ve elektrofizyolojik anormallikleri düzeltiyor ama bu kısa bir süre kullanım ile şifaya kavuşma değil, uzun yıllar kullanım gerekiyor.

Bir Mektup

Merhaba Adım H. Nezih çıngır. Hiperaktivite Derneği Başkan Yardımcısıyım. Yaşım 51. 17 sene önce oğlumdaki farklılıklar nedeniyle 'çocuk ruh sağlığı' birimi ile tanıştık. Oğlum ilkokulu neredeyse hiç yazı yazmadan bitirdi. Kendisinde Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) ve Disgrafi (yazmada özel öğrenme güçlüğü) varmış. İlaç tedavisi uygulandı. Şu an Hacettepe üniversitesi Ağaç İşleri Endüstri Mühendisliği 3. sınıfında okuyor. Ve ilaç tedavisine devam ediliyor. Disgrafi için ilkokulda bir buçuk sene bire bir eğitim aldı. Artık yazı yazabiliyor. Yazı denilebilirse... Oğlumun bu sorunu ile ilgilenirken konu hakkında bilgi sahibi olmaya başladım. Gördüm ki, aynı sorunları ben de çekmişim ve çekmeye devam ediyorum. Babam da hiperaktif. Kendisi emekli yargıç. Her çocuk anne babasının iş yerine gitmeyi sever. Ben de babamın adliyedeki çalışma odasına gittiğimde, onu karşısına üç zabit katibini almış ve üç ayrı dosyanın kararını aynı anda yazdırırken görürdüm. Bir dosyayı birinciye söyler. O yazarken ikinci dosyayı söyler. O yazarken üçüncü dosyayı söyler, o yazarken birinciye dönerdi. Adı 'jet hakim'e çıkmıştı. Bu konunun içine daha fazla girdiğimde dedemin de hareketli olduğunu öğrendim. 'çıngır' soyadının anlamını merak ettim. Yerli lehçede şahine 'çıngır' denirmiş. Yani, atalarım dedelerim dağda bayırda çıngır çıngır dolaşırlarmış. Şu an ben de tedavi olmuyorum. çünkü kendimi eğitimler yardımı ile kontrol edebiliyorum. çok büyük projeyi yönetiyor olsam, tedavi olmak için bir saniye bile düşünmem. Yönetimimizde yaşı bana yakın tedavi olan arkadaşımız var ve tedaviden çok iyi sonuç alıyor. Dernek olarak yaptığımız girişimler sonucu öSS ve LGS de bu yılki sınavlarda bazı değişiklikler yapıldı. öSS ve LGS de 'dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu' tanılı kişiler kendisinin dikkatinin dağılmaması ve bu tanıyı almamış ve bu sorunu olan kişilerin dikkatini dağıtmamak için, istekleri halinde ayrı bir odada, ayrı bir gözetmen eşliğinde sınava girebilecek. Buna ilaveten, 'özel öğrenme güçlüğü' tanılı kişilere okuma hızlarının düşük olması nedeniyle, istekleri halinde okutman verilecek.

Copyright © 2017 ·All Rights Reserved · Thehealthnews.org

İnfo.