Doğum kontrolünün sorumluluğu genelde hep kadınlara yüklendi. Erkeklerin kullanabileceği yöntemler bir elin beş parmağı kadar bile değil.
İyi bir doğum kontrolü
nasıl olmalı? En önemlisi elbette ki güvenirliğidir. Mümkün olduğu kadar az yan
etki yapması, kolay uygulanabilir ve ucuz olması da aranan diğer koşullardır.
Bilim adamları daha iyi doğum kontrol ürünleri geliştirebilmek amacıyla hormon
üretimi için yeni yöntemler arıyorlar.
Tabii ki dünya nüfusunun günden güne artması, nüfus artışının da ekonomiye
getirdiği yükler nedeniyle aile planlamasından sorumla yetkililer de hep daha
iyi doğum kontrol yöntemleri bekliyorlar.
Doğum kontrol yöntemlerinde diğer birçok alanda olduğu gibi kadın erkek
eşitsizliği söz konusu. Kadınlar için çok çeşitli doğum kontrol ürünleri
geliştirilmesine rağmen, erkeklere yönelik doğum kontrol yöntemleri üç beş
ürünle sınırlı. Sonuçta aile planlamasının yükü genelde kadının üzerindedir.
Çindeki gelişme
Dünyanın en yoğun nüfuslu ülkesinde şimdi önemli bir gelişme yaşanıyor. Nüfusu
neredeyse 1,5 milyara yaklaşan Çinde doğum kontrolündeki eşitsizliği ortadan
kaldıracak bir ürün geliştirildi.
"Testosteron undecanoat" Dünya Sağlık Organizasyonu (WHO) tarafından da erkeğe
yönelik doğum kontrol aracı olarak kabul ediliyordu. Ama bu seferki iğne olarak
üretildi.
Eril cinsellik hormonu testosteronun sentetik türevi, erbezindeki sperma
üretimini engelliyor.
Çinde bir erkek doğum kontrol ürününün güvenirliği ilk kez bu kadar geniş
kapsamlı olarak test edilmekte. Son testler de başarıyla tamamlandığı taktirde
yeni ürün Çinde 2006 yılında, diğer ülkelerde ise birkaç yıl sonra piyasaya
verilebilecek. Erkeklere yönelik hormonsal doğum kontrol ürünleri bilim dilinde
kısaca MHC (Male Hormonal Contraception) olarak adlandırılmakta.
Ne var ki Çin erkeklerinin üreme yetisini güvenirli bir şekilde engelleyen
hormon iğnesi beyaz ırk erkeklerinin işine yaramıyor. Bilim adamları Uzakdoğulu
ve Batılı erkekler üzerindeki farklı etkinin nedenini henüz bilemiyorlar.
Almanlar da atakta
Araştırmalardan anlaşıldığı üzere Çinlilerde sperma üretimini baskılamak için
tek bir hormon yeterli olurken, Avrupa kökenli erkeklerde aynı etki söz konusu
değil. Bu nedenle Avrupalı erkekler için birkaç etki maddesinin bir araya
getirildiği kombinasyonlar üzerinde araştırılmakta. Bu çabalar sonucunda
Batıdaki endüstri ülkelerindeki erkekler de MHCden yararlanabilecekler.
Alman Schering firması Hollandadaki ilaç firması Organon ile birlikte bir ilaç
karışımı geliştirmeye çalışıyor. Bu iki firmanın üreteceği doğum kontrolü ikili
bir hormon paketi olacak. Etonogestrel olarak bilinen bir gestagen, erbezinde
testosteron üretimini uyaran iki uyarı maddesini (LH ve FSH) engellemekte.
Bu maddeler baskılandığında yeni sperma üremiyor. Fakat cinsellik hormonu, kas
yapısı, yağ birikimi ve libidoyu da ayarladığından, erkek, dengesini (sperma
üretimini uyarmayan) yapay testosteron ile korumak zorunda.
Kalçadan iğneyle
Yapay testosteron kalçadan iğneyle verilmekte. Gestagen/testosteron kombinasyonu
şu sıralar bu iki firmanın isteği üzerine Danimarka, Almanya, Finlandiya, İtalya
ve Hollandalı gönüllüler üzerinde türünün en geniş kapsamlı araştırması
çerçevesinde test edilmekte.
Sonuçların bu yılın sonunda değerlendirilmesi bekleniyor. Ve sonuçların başarılı
olması halinde erkeğe yönelik ilk doğum kontrol ilacı 2010 yılında satışa
sunulacak diyor Schering firmasının sözcüsü Astrid Forster.
Avrupalı erkeklere yönelik doğum kontrol testi ikinci araştırma evresinde. Bu
evredeki incelemelerle ilaçların ne şekilde tolere edildiği, yan etkileri ve
yeni ilaçların en uygun dozajı anlaşılmakta. Araştırmanın bu evresinde ilacın
etkisi o kadar önem taşımıyor; denekler bildik yöntemlerle korunmak zorundalar.
Scheringdeki araştırmaları yöneten Albert Radlmaier, sperma sayısındaki düşüşü
ölçüyoruz, en iyi durumda sıfıra düşse de genelde en azından mililitrede bir
milyon sperm kalıyor, diyor. Bu değerin altında bulunan erkekler kısır
sayılmakta. Normalde bir erkekte mililitrede 20 milyonu aşkın sperma bulunur,
genç erkeklerde ise bu oran 120 milyona kadar çıkabilmekte.
Erkek ve güvenirlik
Denekler üçüncü araştırma evresinde implant ve iğne kombinasyonuyla
korunacaklar. Sonuçta ilaç ne kadar güvenirli olursa olsun bazı durumlarda
garanti söz konusu olmayabilir. Doktor tarafından enjekte edilecek testosteron
yağlı bir çözelti içinde kalça kasından verilecek hastalara. Bilim adamları
iğnenin uzmanlar tarafından yapılması gerektiğini aksi taktirde kanamaya neden
olabileceğini söylüyor.
Erkeğin doğum kontrolü aslında doğa tarafından da zorlaştırılmakta. Kadınlar
doğum kontrol ilaçlarını sadece kritik günlerde alabilirlerken, erkeklerin böyle
bir şansı yok. Erkek her zaman üremeye yatkın ve 70 günlük karmaşık bir süreç
içinde durmadan sperma üretir (spermatogonez).
Ekim ayında gerçekleştirilecek "Summit Meeting on male Contraception"
konferansında bilim adamları, "Erkeğe yönelik doğum kontrol hapı gerçekten
güvenli olması için ne kadar güvenirli olması gerekir?" sorusunu tartışacaklar.
Kadına yönelik doğum kontrol haplarındaki Pearl-Index (doğum kontrol
yöntemlerindeki başarısızlık oranın ölçüldüğü birim) değeri 0,1-0,9 arasında
iken, kondomlardaki değer 2 ila 12 arasındadır.
Bu, bir yıl boyu doğum kontrol ürünlerine güvenen 100 çiftten 2 ila 12 kadının
istemeden hamile kalması demek.
Kadınlar ne kadar korunuyor
Schering firması, 2003 yılında ülkemizde gerçekleştirmiş olduğu "Aile Planlaması
Bilinci ve Korunma Yöntemleri Kullanımı" adlı araştırma çerçevesinde 19 kentten,
birbirinden farklı sosyoekonomik sınıflardan toplam 2044 kadınla yüz yüze
görüştü.
Sonuçlara göre kadınların %51 doğum kontrol hapı veya spiral gibi modern korunma
yöntemlerinden yararlanmakta.
%23ü geleneksel yöntemler kullanırken, %26sı hiçbir önlem almamakta. Avrupada
doğum kontrol hapı kullanan kadınların sayısı gerçi daha yüksek, fakat ne olursa
olsun sonuçta doğum kontrolünden genelde kadın sorumlu.
İlk kez 1840 yılında kullanılmaya başlanan prezervatifler, genelde çiftleri
rahatsız etmekte.
Sperma kanalının alınmasına dayanan vazektomi de geriye dönüşü olmayan bir doğum
kontrolü sunduğundan pek tercih edilmemekte.
Erkekler benimser mi?
Hormonsal korunmanın da risksiz olması beklenmiyor.
Erkeklere yönelik doğum kontrol hapıyla meydana gelecek olası yan etkilerin
başında libidoda değişim, akne ve kilo alma bulunuyor.
Aynı etkiler çünkü daha önce testosteronla da ortaya çıkmış. Fakat kolesterol
değerinde bir kötüleşme veya varolan kanser hücrelerinde herhangi bir büyüme söz
konusu değil.
Bilim adamları buna rağmen erkeklere yönelik hapın Avrupada benimsenip
benimsenmeyeceğini net bir şekilde kestiremiyorlar.
Oysa Üçüncü Dünya Ülkelerinde doğum kontrol ilacı üretiminde insanlar bu kadar
kuşkulu davranmıyorlar. Sonuçta ihtiyaç çok daha büyük. Dünya genelinde
istenmeyen gebelikleri sonlandırmak amacıyla her gün 150.000 kürtaj yapılmakta.
Ülkemizde felaket durum
Schering firmasının ülkemizde yaptığı araştırmaya göre, Türkiyede kürtaj
neredeyse bir doğum kontrol yöntemi gibi kullanılmakta. Sadece 2003 yılında
285.000 kürtaj yapılmış ülkemizde.
Global Healht Council tarafından 1995-2000 yılları için yapılan araştırmaya göre
de Üçüncü Dünya Ülkelerinden birinde olmak üzere beş dakikada bir kadın kürtaj
yüzünden yaşamını yitirmekte.
Gelişmekte olan ülkelerde (kadınlar için) doğum kontrol hapı pek yaygın değil,
dünya genelindeki çiftlerin sadece %15i tarafından kullanılmakta.
Ve çiftlerin %13ü erkeğin ilişki sırasında "geri çekilmesi" (tıp dilinde:
Coitus interruptus) veya takvim yöntemi gibi güvenli olmayan doğum kontrol
yöntemlerinden yararlanıyor.
Bu nedenle geliştirilecek her yeni ürünle istenmeyen gebelikleri en iyi şekilde
önleme hedefine ulaşılmak isteniyor.
Ve gelişmekte olan ülkelerde hiç de küçümsenmeyecek çabalar sarf edilmekte bu
konuda. Çindeki hormon iğnesi dışında Hindistanda da yeni bir yöntem
geliştirilmekte.
Hindistanda yeni yöntem
Rajastan Üniversitesinde Lohiya Nirmal yönetiminde çalışan ekip, olgunlaşmış
spermayı erbezinden bedene taşıyan sperma kanalına, SMA maddesini (styrene malic
anhydride) aşılıyorlar.
Burada on yıl etkili bir şekilde kalıcı olan SMA, etraftaki ph değerin
düşürmekle kalmayıp, sperma kanalının iç cidarında elektrik yüklenmesine neden
olmakta.
Spermler bu şekilde işlemden geçirilmiş sperma kanalında yüzdüklerinde, spermin
başındaki baloncuğu (Akrozom) patlatan elektrokimyasal reaksiyonlar meydana
gelir. Minik elektrik akımları yüzünden sadece "zararsız" sperma atığı
boşalmakta. Üçüncü araştırma evresinin 2006 yılında gerçekleştirilmesi
bekleniyor.
Testler başarılı olduğu taktirde, Hintli bilim adamlarının buluşu hormonsuz
işleyen ilk doğum kontrol ilacı olacak. Geleceğin hormonsuz doğum kontrol
ürünlerinin en az 10-20 yıl içinde benimseneceği sanılmakta. Çünkü erkeğe
yönelik doğum kontrol ürünlerindeki en önemli dezavantaj, bunların hap şeklinde
sunulamaması.
Hormonsuz hap var mı?
Dünya genelinde hormonsuz erkek doğum kontrol hapı için olası mekanizmaları
araştıran moleküler genetikçiler, proteinlerde küçük değişiklikler yaparak, tüm
spermayı etkisiz hale getirmeyi hedefliyorlar.
Ama buna uygun moleküllerin fazlalığı bilim adamlarının işini zorlaştırmakta.
Bilim adamlarının amacı gelecekte sperma üretimini tümden devre dışı bırakmamak.
Bunun olumlu tarafları var tabii.
Sağlıklı bir erkek yaşamı boyunca 400 milyar sperm üretebiliyor. Spermanın 70
günlük olgunlaşma süresi nedeniyle, spermatogenezin başlangıcında erbezine
aşılanan bir ilaç, üç ay sonra etkiyor.
Bilim adamları bu nedenle ikinci nesil erkek doğun kontrol ürünlerinde,
spermanın bloke edilmesi yerinde 0,06mm boyundaki spermleri verimsiz hale
gelecek şekilde değişimden geçirmek istiyorlar.
Bu yöntemi North Carolina Üniversitesinde Deborah OBrien tarafından fareler
üzerinde denenmekte. Farelerde GAPSD (gliserin aldehit fosfat- dehidrogenaz)
enzimi bulunmuyor.
Raslantısal keşif
Hareket olmayınca, dişinin yumurta kanalına giriş de mümkün olmuyor. Ne var ki
OBrienin fareleri genetik değişimden geçirilmiş yani bu nedenle doğuştan
kısırlar. Dolayısıyla da bu yöntemin insanlarda kullanılması pek mümkün
görülmüyor.
Oxford Üniversitesi bilim adamı Aarnoud van der Spoel, bundan birkaç yıl önce
Gaucher hastalığındaki genetik bozukluğun tedavisinde kullanılan bir ilacın
erkekler için doğum kontrol ürünü olarak kullanılabileceğini rastlantısal olarak
keşfetmişti.
Erkek farelerle yapılan deneyler sırasında "NB-DNJ"(N-Butyldeoxynojirimycin)
olarak adlandırılan maddenin kontraseptif (gebeliği önleyici etkisi) etkisi
ortaya çıkınca bilim adamları ilacın spermlere zarar verdiğini anladılar.
PNAS dergisinde yayımlanan rapora göre söz konusu ilaç "glikosfinolipidlerin"
oluşumunu tahrip ediyor. Glikosfinolipidler yağ ve şekerden meydana gelir ve
sperma oluşumunda önemli bir rol oynarlar. Madde bu nedenle hatalı spermlerin
oluşumunu da etkilemekte.
Sürpriz yan etki
Söz konusu maddeyle tedavi edilen farelerde neredeyse hiç hareketli spermler
bulunmuyordu. Ayrıca sperma başlıklarındaki baloncuklarda da (akrozomlar)
bozukluklar artmıştı. Bilim adamlarının açıklamasına göre, NB-DNJnin dişilerin
üreme yetisi üzerinde ve testosteron seviyesi üzerinde hiçbir etkisi
bulunmamakta. Farelere verilen ilaç kesildiğinde hayvanlarda yeniden işlevsel
spermler gelişmiş.
Münster Üniversitesi bilim adamı Eberhand Nieschlag, bu tür yeni yan etkilerin
ortaya çıkışını ekonomik açıdan avantajlı bir sürpriz olarak görüyor.
Üniversitenin enstitüsünde şu sıralar, erbezi üstündeki (epididymis) seviyesi
ölçülmekte. Bedenin en fazla çözülmüş madde içeren bölgesi burası ve bunların
tümü spermlerin olgunlaşmasından sorumlu. Nieschlagın meslektaşı Trevor Cooper
bu bölgeyi hedefe uygun bir biçimde tahrip etmeye çalışıyor.
Spermayı aç bırakmak
Spermlerin "aç bırakılmasına" dayanan yöntem üzerinde araştıran diğer bir bilim
adamı da Avustralyadaki Monasch Üniversitesinden David de Kretser.
Erbezinde uzmanlaşmış "bakıcı hücreler" (tymic nurse cells) gelişen spermlere
bakıyorlar. Bu bakıcılara hasar verildiğinde spermler asla gelişemezler ve bu
işlem başarılı olduğu taktirde 70 günlük kritik dönemin de önemi kalmayacak.
Bu konuda hücre fizyolojisi profesörü Hanns Hatt da çalışmasıyla büyük ilgi
çekti. Bochum Üniversitesi bilim adamı spermlerin bir koku duyusuna sahip
olduklarını ve buna göre konumlandıklarını buldu.
Spermlerin kokuya göre hareket etmeleri "karşıt bir kokuyla" engellenebilir diye
düşünüyor uzman. Buna göre doğum kontrolü ilacı, sperma hücresinin yumurta
hücresine giden yolu şaşırtan kokudan elde edilebilir.
Son anda engelleme
Naokazu Inouenin Nature dergisinde yayımlanan araştırması ise sperma ve yumurta
kaynaşmasının son anda engellenmesine dayanıyor. Farelerle araştıran Japon bilim
adamları Izumo olarak adlandırdıkları proteinin, sperma başlığının yumurta
yüzeyine yapışmasından sorumlu olduğunu buldular.
İnsandaki spermlerin de Izumo içerdiğini hatırlatan bilim adamlarının
açıklamasına göre, söz konusu proteine aktarılan bir antikor sayesinde spermler
yumurta hücreleriyle kaynaşma yetisini yitirmişler. Fakat bu yönteme göre
geliştirilecek bir ilaç yine kadınlar tarafından alınması gerekecekti.
Erkekler tarafından kullanılabilecek bir doğum kontrol ürünü belki Harvard Tıp
Okulundan David Claphamın yöntemiyle elde edilebilir. Clapham, sadece sperma
kuyruğunda bulunan belli başlı bir iyon kanalı saptamış.
Bu kanal uygun bir maddeyle bloke edildiğinde, olgun spermleri donduran bir
korunma ürünü elde edilebilir. Hatta bu ürünün cinsel ilişkiden hemen sonra
kullanılabileceğini düşünüyor uzman.
Kadınlara mı kalacak
Bilim adamları döllenmeyi son anda engelleyen etki maddelerinden hem kadın hem
de erkek tarafından kullanılabilecek doğum kontrol ilaçları
geliştirilebileceğini sanıyorlar. Bu konuda araştırmacılar, bazı erkekleri
"sarsabilecek" bir durumdan yararlanmayı düşünüyorlar.
Die Zeitten ve diğer bilim dergilerinden yararlandığımız kayanaklara göre,
döllenmenin tamamlanmasında spermler bir konuda yetersiz kalıyorlar.
Biyokimyasal olarak yumurta kanalında spermanın başına bir şey daha geliyor diye
açıklıyor bu durumu Schering firmasındaki Jinekoloji ve Androloji bölümü başkanı
Ursula ĞFriederike Habenicht.
Olgunlaşmanın son aşaması dişi bedende gerçekleşmekte çünkü. Bu özellikten erkek
ve kadına tek doğum kontrol ilacı geliştirmede yararlanılabilir. Bu durumda
geriye doğum kontrol hapının kimin yutacağı sorusu kalıyor geriye.
Bize öyle geliyor ki bu iş yine kadına kalacak.
