Ağrılar hayatımızın bir parçası haline geldi. Kimimiz bel, boyun, kimimiz baş ağrılarından şikayet ederiz. Kimimiz de diyabet, şeker, böbrek yetmezliği gibi başka hastalıklardan kaynaklanan dinmek bilmeyen ağrılar yaşıyor.
Ağrı, oluşturduğu psikolojik etkiler nedeniyle hayat standardını bir anda düşüren ve adeta ıstıraba dönüştüren bir durum. Ağrı aslında vücudun bir uyarı sistemi. Çünkü hastanın doktora gitmesini sağlayan en önemli etkenlerin başında geliyor.
Dünya Ağrı Araştırmaları
Teşkilatı'nın yaptığı tanımda, ağrının ortaya çıkışında kişiye özellik önem
taşıyor. Yani ağrı tamamen kişinin tanımlamasına özgü. Dr. Selçuk Dinçer,
kişinin daha önceki ağrı deneyimleri, karakteri, ağrı eşiği gibi birçok
faktörün, o anda hissettiği ağrının karakterini ve şiddetini belirlediğini
söylüyor. Ağrının kişinin tüm sosyal yaşantısını etkileyerek onu iş yapamaz hale
getirdiğini hatırlatan Dinçer, bunun sonucunda kişinin psikolojik yapısının da
etkilenmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguluyor. Özellikle depresyon, ağrıya çok
sık eşlik eden bir durum olarak ortaya çıkıyor.
Toplumu en fazla etkileyen ağrılar ve nedenlerine bakıldığında bel-boyun
ağrıları ilk sırada geliyor. Onu baş ağrıları, kanser ağrıları ve nöropatik
ağrılar (beyin veya omurilikte bir hasar sonrası ortaya çıkan ağrı) takip
ediyor.
Prof. Dr. Süleyman Özyalçın, baş ağrıları içinde önemli bir grubu gerilim tipi baş ağrılarının oluşturduğu bilgisini veriyor. Özellikle baş çevresi adalelerinin kasılmasına bağlı olarak gelişen baş ağrılarının tedavisinde ilaçlar çok başarılı olmayabildiğini ifade eden Özyalçın, son yıllarda aşırı ağrı kesici ilaç kullanmaya bağlı ortaya çıkan baş ağrılarının da sık görüldüğünü vurguluyor. Bu durumda hangi sorunun ağrıya neden olduğunu anlamanın zorlaştığını belirten Özyalçın, Öyle ki bazen sadece aşırı ağrı kesici ilaç kullanımının kesilmesi bile hastanın baş ağrısı yakınmalarının azalmasına hatta tamamen geçmesini sağlayabiliyor. diyor.
Migren ve gerilim tipi baş
ağrılarının birbirine karıştırıldığına dikkat çeken Özyalçın, iki ağrıyı şöyle
anlatıyor: Migrenin ortaya çıkışında belirgin bir faktör olmamakla birlikte
genetiğin etken olduğunu biliyoruz. Migrenin genel sıklığı yüzde 5-10 kadardır.
Kadınlarda erkeklere oranla daha sık görülür. Gerilim tipi ağrılarda ise günlük
yaşam sıkıntıları, baş boyun bölgesindeki adale kullanım bozuklukları, baş boyun
bölgesindeki adale gerginliklerine bağlı travmalar etkili olabiliyor. Toplumda
yüzde 30 oranında gözlenmektedir. Bunların dışında 1990'ların başında tanımlanan
ve 2003 yılında yeni baş ağrısı sınıflamaları içine giren servikojenik baş
ağrıları var. Bunlar da boyun bölgesinde ilk üç omurdan kaynaklanıyor. Özellikle
trafik kazaları sonrasında arkadan araba vurmaya bağlı olarak ortaya çıkan
travmalar, sporcularda ortaya çıkan ani harekete bağlı travmalar bu ağrının
oluşmasında etkili oluyor.
