Kahvaltı, insan sağlığı açısından en önemli öğün. Bunun atlanmasını toplumdaki disiplinsiz yaşam ve geç yatmaya bağlayan Prof. Dr. Gülgün Ersoy, televizyon ve bilgisayar gibi ürünlerin halkın geç saatlere kadar uyumamasına sebep olduğuna dikkat çekerek, Kahvaltı çok önemli, asla ihmal edilmemeli. diyor.
İstanbuldan başlayarak
tüm Anadolu kentlerine yayılan simit salonları, ev kahvaltılarının pabucunu dama
attı. Özellikle çalışan kesim, artık evde kahvaltı yapmak yerine uğradığı bir
simit salonunda poğaça-simit ve çayla güne başlıyor. Yoğun ilgi yüzünden simit
salonlarının önünde sabahın erken saatlerinde kuyruklar oluşurken uzmanlar
uyarıyor: Kahvaltı, insan sağlığı açısından en önemli öğün.
Çalışanların ve öğrenim görenlerin evde kahvaltı yapma alışkanlığının azalması,
bu alandaki hizmet sektöründe yeni alanların açılmasını sağlıyor. Eşlerin her
ikisinin de çalıştığı evlerde kahvaltı yapmak, hafta sonlarına mahsus bir
nostalji halini alırken, güne iyi başlamanın anahtarı olarak görülen bu
alışkınlık giderek yok olmaya başlıyor. Özellikle büyükşehirlerde yaşayanlar,
evden işe veya okula giderken birkaç vasıta değiştirip, saatlerini yollarda
geçiriyor. Bu zaman kaybını telafi etmek isteyenler, kahvaltı öğününü atlama
yoluna gidiyor.
Bu yüzden talep patlaması yaşayan simit ve poğaça türü yiyeceklere unlu
mamullere de ilgiyi artırıyor. Bu yüzden daha önce hep seyyar tezgahlarda
görmeye alıştığımız simit ve poğaçalar, onlarca çeşidiyle şimdi her köşe
başındaki simit salonlarında tüketicilerin beğenisine sunuluyor.
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Toplum Beslenmesi Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Gülgün Ersoy, kahvaltı öğününün atlanmasını toplumdaki
disiplinsiz yaşam ve geç yatmaya bağlıyor. Televizyon ve bilgisayar gibi
ürünlerin halkın geç saatlere kadar uyumamasına neden olduğuna dikkat çeken
Ersoy, insanların sabah kahvaltı yapmamak için İşe yetişmem gerekiyor diyerek,
kahvaltı yapmadan asla dışarı çıkılmaması tavsiyesinde bulunuyor. Sabah kahvaltı
yapmayan, öğleni de aynı nedenden geçiştiren kişilerin akşam öğününe
yüklendiklerini dile getiren Ersoy, bu tür beslenenlerde yağ dokusunun arttığını
vurguluyor.
Simit ve poğaça türü gıdaların tahıl grubuna girdiğini hatırlatan Ersoy şunları
söylüyor: Bu tür yiyeceklerde yeterince protein ve vitamin yok. Poğaçaların
içerisine konulan zeytin, peynir ihtiyacı gidermeye yetmez. Geleneksel kahvaltı
sofralarınının vazgeçilmezleri olan çorba ve süt tercih edilmeli. Kan şekerinin
dengede tutulması açısından öğün atlanmamalı. En ideal beslenme şekli ise azar
azar sık sık yemektir.
Son iki yılda poğaça tüketiminin yüzde 20 oranında arttığını ifade eden Konya
Pastacılar Odası Başkanı Ali Yücel, önceleri sadece pastanelerin unlu mamuller
ürettiklerini hatırlatarak, günümüzde özellikle iş merkezlerine yakın alanlarda
bu tür ürünler satan işyerlerinin arttığına dikkat çekiyor.
23 yıldır simit ustalığı yapan Doyum Simitevi çalışanı Harun Kağnıcıoğlu, poğaça
ve simit satışlarının son iki yılda yüzde 100 arttığına dikkat çekiyor. Önceki
yıllarda simitlerin hijyenik olmayan seyyar tezgahlarda satıldığını söyleyen
Kağnıcıoğlu, simitevleri sayesinde hem çeşitlerin arttığını hem de daha temiz
ortamlarda üretimin ve satışların yapıldığını kaydediyor.
