Araştırmaya göre İstanbulda ruhsal hastalık nedeniyle hekime başvurma oranı 2.3 ile sınırlı kaldı.
İstanbul İl Sağlık
Müdürlüğü Ruh Sağlığı ve Sosyal Hastalıklar Şubesinin yaptığı araştırma kentin
ruhsal hastalıklar profiliyle ilgili önemli veriler ortaya koydu. 32 ilçede 500
bin kişi üzerinde yapılan araştırmada 11 bin 507 kişinin psikiyatrik bir
hastalık tanısı aldığı belirlendi. Psikiyatrik rahatsızlığı olanların yüzde
68.35inin kadın, yüzde 31.65inin ise erkek olduğu saptandı.
Uzmanlar batı ülkelerinde birinci basamakta psikiyatrik hastalık tanısının
oranının yüzde 15 ile 40 arasında değiştiğine dikkat çekerek, Bu araştırma
pratisyen hekimlerin fiziksel şikayetlerle başvuran hastalardaki ruhsal
sorunların tanısı koymak konusunda yeterince etkili olamadığını ortaya koyuyor.
Bu yüzden pratisyen hekimlere psikiyatrik hastalıkların tanısının konulması
konusunda düzenli eğitim verilmesi gerekiyor diye konuştular.
Araştırmayı yürüten ekibe başkanlık yapan İstanbul İl Sağlık Müdür Yardımcısı
Dr. Abdülkadir Tabo, psikiyatrik hastalıklar içinde en sık yüzde 70.7 ile
depresyonun, yüzde 13.3 ile anksiyete (kaygı-endişe), yüzde 7.8 ile psikotik
bozuklukların görüldüğüne işaret etti.
ŞİŞLİ İLK SIRADA
İlçelere göre sağlık ocaklarına başvuran psikiyatri hastalarının genel
poliklinik sayısı içinde yüzdesine bakıldığında ise yüzde 5.1 ile Şişli, yüzde
4.4 ile Bakırköy, yüzde 4 ile Kadıköy ilk üç sırayı paylaştı. İlçelere göre
değerlendirildiğinde en düşük psikiyatri tanısının yüzde 1.4 ile Ümraniyede
konulduğu belirlendi.
Dr. Abdülkadir Tabo, şu değerlendirmeyi yaptı:
Şişli; Bakırköy ve Kadıköyde sağlık hizmetleri iyi organize olmuş durumda.
İnsanlar hizmete ulaşma konusunda daha bilinçliler. İlçelere göre tanıların
dağılımında depresyon yüzde 9.4 ile en fazla Bakırköyde görüldü. En düşük
depresyon ise yüzde 0.7 ile Silivride saptandı
RUH VE BEDEN SAĞLIĞI
Bu arada İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, Türkiye Psikiyatri Derneği, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi Sağlık Daire Başkanlığı, Türk Nöropsikiyatri Derneğinin
ortak yayınladığı bildiride şu açıklamalara yer verildi.
1. Ruhsal hastalıklar sık görülür. Toplumun her kesimini etkiler. Tedavi
edilmezlerse toplumsal ve maddi kayba neden olur. İnsanların yüzde 25i
yaşamlarının bir döneminde ruhsal hastalıklardan etkilenir.
2. Ruh sağlığına destek veren ulusal sağlık politikaları olmadan ruhsal
sorunlara kapsayıcı çözümler getirilemez. Tedavi edici kurumsal ruh sağlığı
hizmetlernini yanısıra hastanın toplum içinde tedavi ve rehabilitasyonunu
sağlayan toplum ruh sağlığı sistemi geliştirilmelidir. Hasta haklarını dikkate
alan ve bu konudaki uygulamaları düzenleyen bir Ruh Sağlığı Yasası
çıkarılmalıdır.
3. Ruh sağlığı politikalarının ve hizmetinin oluşturulmasında uzmanlar, hizmeti
alanlar hasta aileleri ve toplum temsilcileri işbirliğiyle çalışmalıdır.
4. Savaş, çatışma, afetler, plansız kentleşme, işsizlik ve yoksulluk gibi sosyo-ekonomik
olaylar r uh sağlığını olumsuz etkilediği gibi tedavinin önünde de engel
oluşturabilirler. Bu açıdan ruh sağlığı toplumun tüm ilgili kesimlerinin ortak
çabbasıyla gerektiğinde küresel işbirliği ile korunup geliştirilmelidir.
