Güneydoğu Asyada tavukları katleden bir virüs artık insanları da öldürüyor. Küresel bir salgının yaklaşmakta olduğu konusunda kaygı duyan uzmanlar, bu virüsün, insandan insana geçme yetisini geliştirmeden önce durdurulması için savaşıyor.
İlk olarak 2003 yılının sonunda Güneydoğu Asyada görülen, kuşlar ve kümes hayvanları arasında başlayıp daha sonra insanlara geçen kuş gribi artık tüm dünyayı endişelendiriyor. Göçmen kuşlar vasıtasıyla ülkeler ve kıtalar arasında kolayca yayılabilme potansiyeline sahip olan kuş gribinin Türkiyede de görülmesi üzerine, Balıkesirin Manyas ilçesi Kızıksa beldesindeki tüm kanatlı hayvanlar itlaf edilmeye başlandı. National Geographic Türkiye, milyonları tehdit eden kuş gribini, Ekim sayısında kapak konusu yaptı.
Çoğumuz için grip, rutin diş
kontrolü gibi, her yıl katlandığımız can sıkıcı bir olgu. Bazıları grip
aşısının, yaptırmak için çekilen sıkıntıya değmediğini düşünüyor. Ama grip
sanıldığından çok daha tehlikeli olabilir. Bu virüs çok küçük damlacıklar
aracılığıyla öylesine kolay bir şekilde yayılıyor ki her yıl dünya genelinde 300
ila 500 milyon arasında kişi bu hastalığa yakalanıyor; sadece ABDde, çoğunluğu
yaşlılar olmak üzere, yaklaşık 36.000 kişi ölüyor. Öylesine hızla mutasyona
uğruyor ki, kimse hiçbir zaman tam olarak bağışıklık kazanamıyor ve her yıl yeni
bir aşı geliştirilmesi gerekiyor.
Bu bilinen, sıradan grip. Ama Güneydoğu Asyada can alan hastalık sıradan grip
değil. Bu hastalığın başlıca kurbanları tavuklar; yüz milyondan fazla tavuk,
gerek hastalık gerekse denetim çabalarının çoğunlukla başarısız kalması
nedeniyle öldü. Tavukların enfekte olmaları sıra dışı bir olay değil; hatta kuş
gribi virüslerinin sayısı, insanlara etki edenlerden çok daha fazla. Ancak, 40
yıldır grip virüslerini inceleyen araştırmacı Robert Webster, Ngoanı öldürenin
benzerine hiç rastlamamış.
Webster, Bu virüs, mutasyona
uğramadan önceki yapısı ile dahi son derece patojen olması açısından, bugüne
kadar gördüğüm ya da üzerinde çalıştığım virüsler arasında olasılıkla en kötü
enfluanza virüsü? diyor. Sadece hastalığın bulaşmasının ardından birkaç saat
içinde şişerek kanamadan ölen tavuklar için ürkütücü boyutta ölümcül bir
hastalık olmakla kalmıyor, laboratuvar farelerinden kaplanlara kadar memelileri
de benzer bir etkiyle öldürüyor. Bazı bölgelerde ?Ngoan hastalanmadan birkaç gün
önce çiftliğinde ölen birkaç tavuk gibi? kümes hayvanlarından bu virüsü kapan
insanlar da oldu. Ve bilinen olguların yarısı ölümle sonuçlandı.
Bu ölümler birçok halk sağlığı uzmanına göre yaklaşan felaketin habercisi. Aynen
bir topuzun üzerindeki çivileri andırır biçimde yüzeyine diken gibi saplanmış
iki proteinin yapılarına bakılarak H5N1 adı verilen bu virüsün kuşlardan
insanlara geçmesi kolay değil, insandan insana geçmesi ise çok daha zor. Webster,
Bulaşma sürecinde hayvandan insana o ilk adımı aşabiliyor ama sonra insandan
insana kolayca yayılamıyor, diyor. Tanrıya şükür ki böyle... Yoksa başımız
büyük derde girerdi.
Belki de H5N1, her yıl işyerlerinin ve dersliklerin boşalmasına neden olan
sıradan grip enfeksiyonları gibi insandan insana yayılmanın püf noktasını asla
öğrenemeyecek. Belki de yapamıyor. Ya da belki, virüsü kökünden temizlemeye
yönelik -bugüne kadar çoğu yetersiz mali kaynakla desteklenen ve süreklilik
içermeyen- girişimler başarıya ulaşacak. Ancak uzmanlar ısrarla dünyayı olası en
kötü senaryoya karşı hazırlıklı olmaya çağırıyor.
BUNLARI
BİLİYOR MUYDUNUZ?
Gribin A, B ve C olmak üzere üç tipi var. C tipi virüsler hafif solunum
rahatsızlıklarını tetikler ve hatta bazen hiç belirti vermez. A ve B tipi
virüsleri ise insanlarda salgınlara yol açabilir. Bunlar ABDde her yıl ortalama
36 bin ölüm ve 114 bin ağır hastalığa neden olur. B tipi virüsler normalde
sadece insanlarda görülürken, A tipi virüslere kuşlarda, domuzlarda, atlarda,
foklarda, balinalarda ve diğer hayvanlarda da rastlanır.
A tipi grip virüsleri, yüzeylerinde bulunan iki proteine göre, sözgelimi H5N1
gibi adlarla anılır. H bir virüsün hücrelere bölünmesini sağlayan hemaglütini; N
ise bir virüsün yayılmasını sağlayan nöraminidazı simgeler. Bu proteinler aynı
zamanda antijen işlevi de görür. Vücut bunları tanıdığında, bağışıklık sistemi
bir savunma mekanizmasını harekete geçirir.
Tüm A tipi virüsler insan hücrelerine aynı şekilde saldırır. Virüsün vücuda
girmesiyle birlikte, hemaglütinin bu virüsü hücre yüzeyine bağlar. Ardından
hücre yüzeyi, virüsün çevresinde kıvrılır. Virüs tamamen kuşatılıncaya kadar
hücrenin içine gömülür. Virüsü saran hücre zarı, endosom denen kabarcık benzeri
bir bölme yaratır. Bu bölmedeki bir pH değişikliği, hemaglütininin yapısını
değiştirir ve virüs içeriğinin hücredeki iç sıvıya, yani sitoplazmaya geçmesine
olanak verir.
Bu noktadan sonra, virüsün sekiz farklı parçaya bölünen genetik malzemesi hücre
çekirdeğinde kopyalanır. Parçalar bu kopyalanma işleminin ardından sitoplazmaya
döner ve nöraminidazın yardımıyla tekrar birleşerek hücreden ayrılır ve yeni
hücrelere saldırır. Ancak, sekiz parçanın her biri ayrı kopyalandığından, iki
farklı virüs türü aynı hücreye bulaşırsa, onlara ait parçalar karışıp eşleşir ve
böylece yeni virüsler oluşur.
