Mikro cerrahi
Tümör veya travma veya yanık nedeniyle yitirilen, ya da doğuştan eksik olan doku veya organlar kabus olmaktan çıkıyor. Günümüzde mikrocerrahi yöntemleri ile gerçekleştirilen serbest doku nakilleri sayesinde, yitirilen doku veya organlar onarılabiliyor.
Kanser nedeniyle memesi alınan
kadınlara tekrar meme yapılması, burnu kopan hastaya yeni bir burun
oluşturulması, doğuştan el parmakları eksik olan çocukların veya iş kazası
sonucu el parmaklarını kaybedenlerin kendi ayak parmaklarının ellerine
nakledilmesi mikrocerrahinin bu çalışmalardan sadece birkaçı. Üstelik, uzman
ellerde ve yeterli donanıma sahip merkezlerde uygulandığı takdirde mikrocerrahi
tekniğinde alınan başarı oranı yüzde 95-99 gibi yüksek rakamlarda seyrediyor.
Zaten uzmanlar "Mikrocerrahiden başarılı sonuçlar alınıyor mu?" tartışmasını
çoktan geride bırakmışlar. Artık dünyanın bir çok mikrocerrahi merkezinde en
uygun dokunun nasıl nakledileceği, dokunun alındığı bölgeye zarar vermemek için
neler yapılması gerektiği, dokuların aktarıldığı bölgede fonksiyonel ve kozmetik
onarımın en iyi nasıl sağlanacağı tartışılıyor ve çalışmalar bu yönde ilerliyor.
SERBEST DOKU NAKLİ
Mikrocerrahi; çıplak gözle görülmesi mümkün olmayan damar ve sinir gibi
yapıların mikroskop altında büyütülerek onarımına imkan tanıyan cerrahi bir
teknik olarak tanımlanıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi'nden Estetik Plastik ve
Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Dr. Şükrü Yazar, mikrocerrahide, "özel dikiş
materyali ve minik damarları tutabilecek ince cerrahi aletler kullanılarak,
çıplak gözle görülemeyecek kadar ince damarlar veya sinirler, mikroskop altında
dikilerek birleştiriliyor" diyor.
Mikrocerrahi yönteminde doku kaybının tedavisinde serbest doku aktarımı
yönteminden yararlanılıyor. Serbest doku aktarımı (serbest flep nakli)
tanımlanacak olursa; tek ameliyatla deri, derialtı dokusu, kas veya kemik
dokuları ayrı ayrı yada birkaçı birlikte doku eksikliği olan yara bölgesine bu
aktarılan dokuları besleyen damarları ile birlikte taşınması ve oradaki bu
dokuları besleyecek olan damarlara mikroskop yardımıyla ve mikrocerrahi
teknikleri kullanılarak birleştirilmesidir.
Serbest flepler, doku kaybının ihtiyacına göre genellikle, sırt, karın, kol ya
da bacak bölgesinden alınıyor. İhtiyaç duyulursa bu dokularla beraber sinir de
taşınarak, alıcı alana duyu ya da fonksiyon kazandırılabiliyor. Örneğin yüz
felci olan bir hastada, felçli bölgeye hareket kazandırmak amacıyla kas ve sinir
taşınabiliyor. Veya, tümör nedeniyle alt çenenin tümü veya bir kısmı cerrahi
işlemle alınması gerekebiliyor. Bunun sonucunda çene bölgesinde oluşan büyük
doku kaybı nedeniyle hastanın yaşam kalitesi ciddi boyutlarda bozuluyor. İşte bu
noktada mikrocerrahi devreye giriyor ve vücudun başka bir bölgesinden alınan
dokular, defekt olan bölgeye taşıyarak yeni bir çene oluşturuluyor.
DOKULAR ONARILABİLİYOR
Mikrocerrahi denildiğinde hemen herkesin aklına ilk olarak kopan bir elin ya da
bacağın yerine dikilmesi geliyor. Oysa mikrocerrahi, vücudun hemen her
bölgesinde oluşan doku veya organ kaybına çözüm sunabiliyor.Örneği, bir iş
kazası sonucunda tümüyle kopan saçlı deriler hastaneye uygun şartlarda
ulaştırılırsa mikrocerrahi tekniğiyle yeniden dikilebiliyor.
Dr. Şükrü Yazar, mikrocerrahinin uygulandığı alanlardan birkaçını şöyle
sıralıyor: "Doğumsal anomaliler, trafik veya iş kazası, yanık ve tümör
çıkarılması sonucu oluşan doku kayıpları, günümüzde serbest doku aktarımı
tekniğiyle onarılabiliyor. Örneğin kanser ya da travma sonucu çene veya burun
gibi yüz bölgelerini yitiren hastalara bacak kemiğinden çene yapılabiliyor ya da
önkolda hazırlanan burun nakledilebiliyor."
EKSİK PARMAKLAR
Mikrocerrahi, el cerrahisinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Amaç travma
sonucu kopmuş el veya diğer organların hemen yerine dikilmesidir. Bazen bu
mümkün olamamaktadır. Bu hastalarda yani el parmakları kopmuş ve zamanında
yerine dikilememiş veya eksik parmakla doğmuş çocuklara, günlük aktivitelerinde
rahatlıkla kullanabilecek kadar fonksiyonel ve daha iyi bir estetik görünüm
sağlamak amacıyla ayak parmakları eksik olan el parmaklarının yerine nakil
edilebiliyor. Mikrocerrahi; el ve üst ekstremiteye ait sinir sıkışmaları,
romatoid artrit ve diğer artritler nedeniyle gelişen şekil ve fonksiyon
bozuklukları, parmak fazlalığı veya yapışkanlığı gibi doğumsal el anomalileri,
elde yanık sonucu oluşmuş yapışıklıklar gibi pek çok sorunda da çözüm sunuyor.
Dr. Yazar, mikrocerrahi yöntemlerinden aynı zamanda organın kayıp olan
fonksiyonlarının yeniden kazandırılması amacıyla da yararlanıldığını belirterek
şunları söylüyor: "Örneğin travma sonucu elin parmaklarını hareket ettiren sinir
kesildikten sonra tedavi edilmemişse bunun sonucunda oradaki kas işlevini yerine
getiremez hale gelebiliyor.
İşte bu durumda vücudun başka bir bölgesinden alınan kas siniriyle birlikte o
bölgeye transfer edilerek organın fonksiyonunu yeniden kazanması
sağlanabiliyor." Mikrocerrahinin bir diğer önemli alanlarından biride, özellikle
trafik kazalarında travmaya en çok maruz kalan bölgelerden biri olan bacaklarda
gelişen doku kayıplarını onarmak. Dr. Şükrü Yazar, bunun için genellikle diğer
bacaktan veya vücudun başka bölgesinden cilt, kas veya kemikli dokunun alınıp,
hasar gören bölgeye transfer edildiğini belirtiyor.
YENİ MEME YAPILIYOR
Meme kanseri, her 8 kadından birini, yaşamının herhangi bir zaman diliminde
yakalıyor. Erken tespit edilmediği takdirde ise tümörün bulunduğu memenin
tümüyle alınması gerekebiliyor. Meme kadınlık simgesi olduğu için, mastektomi
yönteminden sonra pek çok kadın ruhsal bunalıma giriyor.
İşte bu noktada rekonstrüksiyon tekniği yine devreye giriyor; karından benzer
niteliklere sahip cilt ve yağ dokusu alınarak hastaya yeni bir meme yapılıyor.
Günümüzde mikrocerrahi tekniklerindeki ilerlemeler sayesinde, bu işlem karın
kasına zarar vermeden, gerçekleştirildiğini belirten Dr. Yazar sözlerine şöyle
devam ediyor: "Meme rekonstrüksiyonunda genellikle hastanın kendi dokusu tercih
ediliyor. Sıklıkla karın bölgesindeki cilt ve cilt altındaki yağ dokusu ve
bunların beslenmesini sağlayan kas meme şeklini oluşturacak şekilde hazırlanıp
kas takla attırılarak meme bölgesine taşınıyor. Ancak bu yöntemde karın ön
duvarını ouşturan kaslardan biri kullanıldığı için bazen karın ön duvarında
zayıflama veya fıtık oluşma gibi riskler olabiliyor. Ancak mikrocerrahideki
ilerlemeler sonucu karın kasını kullanmadan ve kasa zarar vermeden karın cildi
ve cildin altındaki yağ dokusunu besleyen damarlar kasın içinden ayıklanabiliyor
ve hazırlanan doku damarları ile birlikte meme bölgesine getirilmekte ve bu
dokuyu besleyecek olan göğüs bölgesindeki damarlara mikroskop altında özenle
dikilmektedir". Bu sayede karın bölgesindeki kasın fonksiyonları da korunmuş
oluyor. Böylece hasta hem yeni bir memeye sahibi oluyor, hem de karın
bölgesindeki yağlarından kurtuluyor".
AMELİYAT SONRASI ÖNEMLİ
Mikrocerrahi ameliyatlarının süresi, yapılacak olan işleme göre, 4 saatten 12
saate kadar uzayabiliyor. Bazen bu süreyi kısaltmak için ameliyata iki ekip
olarak çalışmak gerekebilir. Tümör vakasıyla örnek verecek olursak; bir ekip
vücuttaki tümörü alırken, diğer ekip de nakledilecek serbest dokuyu
hazırlayabiliyor. Bu iş bölümü ameliyatın süresini kısalttığı gibi, başarı
oranını da artırıyor. Mikrocerrahi tekniğinde, hastanın ameliyat sonrasındaki
bakımı da tedavide ve başarıda önemli rol oynuyor.
Çünkü ameliyat çok başarılı geçse de, birkaç saat sonra veya takip eden
günlerde, transfer edilmiş olan damarlarda beklenmedik bir tıkanma gelişebiliyor
veya çevre dokular dikilen minik damarlara bası yapabiliyor tüm bunlar aktarılan
flepte dolaşım problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle, ameliyat sonrasında
hasta özenle takip edilmeli ki flepte sorun geliştiğinde zamanında müdahale
edilebilsin.
UZUN BİR OPERASYON
Dr. Şükrü Yazar, mikrocerrahi tekniğinden vücudunda doku kaybı oluşan hemen
herkesin yararlanabildiğini belirtiyor.
Bu yöntemin doğumsal anomalisi olan birkaç haftalık bebeklere, hatta 70
yaşındaki ileri yaştaki hastalara da uygulanabileceğini söylüyor. Ancak,
ameliyat öncesinde hastaların bu uzun ve yorucu operasyonu tolere edip
edemeyeceklerinin belirlenmesi gerekiyor.
Mikrocerrahi yöntemi tek aşamalı olduğu için ameliyat sonrasında hastanede kalış
süresi klasik uygulanan yöntemlere göre daha kısa olabiliyor. Vücuttaki doku
kaybının ve uygulanan ameliyatın ciddiyetine göre hasta hastanede yaklaşık bir
hafta veya 10 gün kaldıktan sonra taburcu olabiliyor.
EKİP İŞİ
Mikrocerrahi tekniğinde yüzde 95-99 gibi yüksek rakamlarda başarı elde ediliyor.
Peki, başarının ardında hangi faktörler yatıyor? Dr. Şükrü Yazar, bunda cerrahi
ekibin tecrübesi ve deneyimlerinin büyük rol oynadığını vurgulayarak şunları
söylüyor: "Türkiye'de mikrocerrahi ameliyatları pek çok merkezde başarıyla
uygulanabiliyor". Mikrocerrahi uygulaması ekip ve ekipman işidir. Dolayısıyla bu
tekniğin uzman ellerde ve gerek ameliyathane şartları gerekse yoğun bakım
ünitesiyle hastalara ihtiyaçları olan hizmeti verebilecek bir hastanede
yapılması çok önemli".
Nasıl uygulanıyor?
-Mikrocerrahi tekniğinden vücudunda doku kaybı oluşan hemen herkes
yararlanabiliyor.
-Doku kaybı tedavisinde serbest doku aktarımı yönteminden yararlanılıyor.
-Serbest doku aktarımı; tek ameliyatla deri, derialtı dokusu, kas veya kemik
dokuları ayrı ayrı yada birkaçı birlikte doku eksikliği olan yara bölgesine bu
dokuları besleyen damarları ile birlikte aktarılması ve oradaki bu dokuları
besleyecek olan damarlara mikroskop yardımıyla ve mikrocerrehi teknikleri
kullanılarak birleştirilmesidir.
-Mikrocerrahi ameliyatlarının süresi, yapılacak olan işleme göre, 4 saatten 20
saate kadar uzayabiliyor.
-Vücuttaki doku kaybının ciddiyetine göre hasta hastanede yaklaşık bir hafta
kaldıktan sonra taburcu olabiliyor.
-Hastanın ameliyat sonrasında özenle takip edilmesi gerekiyor. Çünkü ameliyat
çok başarılı geçse de, damarlarda beklenmedik bir tıkanma gelişebiliyor veya
çevre dokular dikilen minik damarlara bası oluşturabiliyor bu nedeniyle serbest
flebin dolaşımı bozulabiliyor.
mynet
