Apartmanlarda büyüyen çocuklar için anaokulu şart
(4-Nisan/Zaman) Psikanalist ve pedagoglar, dünyada ve ülkemizde okul çağına gelmemiş çocukların sosyalleşmesine, fiziki ve ruhi açıdan gelişimini tamamlamasına yardımcı olmak amacıyla hizmet veren okul öncesi kurumlardan, çocuğun ancak yüzde 7,6 oranında faydalandığını belirtiyor.
Çocukların ilk sosyalleşme adımlarını, arkadaşlarıyla birlikte oynamaya
başlayarak attıklarına dikkat çeken Psikiyatrist Dr. Erdoğan Erdinç
“Çocuk, oyun sırasında beklemeyi, paylaşmayı, birlikte yaşamayı öğrenir.”
dedi. 3 yaşından sonra çocuğun oynayacağı alanların hazırlanması
gerektiğini söyleyen Dr. Erdinç, “Apartmanda büyüyen çocuk yalnızdır.
Bundan dolayı anaokulları çocuklar için zorunluluk haline geldi.
Okulöncesi eğitim kurumları, yalnız büyüyen çocukların imdadına yetişiyor.”
şeklinde konuştu. 6 yaşı kapsayan hazırlık sınıfına bütün çocukların devam
etmesinin şart olduğunu ifade eden Dr. Erdinç, Avrupa’da 6 yaşındaki
çocukların gittiği anasınıflarının zorunlu olduğunu, ülkemizde okulöncesi
eğitim yeterince algılanamadığı için buralara gönderilen çocukların
sayısının çok düşük olduğunu belirterek, “Okula hazırlık olarak görülen
okulöncesi eğitimde oyunlar, hikayeler ve boyamalar, çocukta zengin bir
hayal gücü oluşmasını sağlar ve sosyal yönünü geliştirerek hayata hazırlar.”
dedi.
Avrupa’da ve dünyanın birçok yerinde özellikle 5-6 yaş grubu çocukların
zorunlu olarak okulöncesi eğitimden geçirildiğini belirten Uşak Özel
Üftade İlköğretim Okulu anaokulu öğretmeni Nihal Beldek ise çocuğun ruhi
ve fiziki gelişimi için son derece önemli olan bu kurumların sayısının az
olduğunu dile getirdi. Eğitimdeki başarısızlığın okulöncesi dönemde
başladığını hatırlatan Beldek şöyle konuştu: “Zeka gelişiminin yüzde
70’inin 0-6 yaş arasında olduğu dikkate alınırsa, ilköğretime hazır
olmanın yalnızca okuma-yazma bilmek olmadığı ortaya çıkar. Bütün altyapıyı
oluşturarak çocuğun okul olgunluğuna erişmesinin sağlanması gerekiyor.”
Avrupa’nın birçok ülkesinde, özellikle 6 yaş çocuğunun gittiği anaokulları
devlet tarafından zorunlu hale getirilmiştir. Çünkü burada oynanan oyun,
yapılan resimlerle çocuk, ruhi ve fiziki açıdan okula hazırlanmaktadır.
Bizde ise her şeyden önce Milli Eğitim Bakanlığı’nın yeterli sayıda
okulöncesi kurumu yok. Aileler de bu konuda yeterli bilinçlendirilmediği
için anaokulları, yalnızca çalışan annelerin çocuklarını gönderdiği
kurumlar olarak günümüze kadar ulaştı. Bu yaygın kanaat son yıllarda yavaş
yavaş değişmeye başladı.
Eğitim farkı
okulöncesinde başlıyor
Türkiye’de okulöncesi eğitimin temel ilkelerinin 100 yıllık bir geçmişi
var. Balkan Savaşları’ndan sonra açılmaya başlanan anaokullarına
Meşrutiyetten önce bazı vilayetlerde rastlıyoruz. Kız ve erkek öğrenciler
arasındaki eğitim farkı okul öncesinde başlıyor. Okulöncesi eğitim
konusunda ülkemiz hem Avrupa’nın hem de Suriye dışındaki komşu ülkelerinin
çok gerisinde kalmıştır. Araştırmalara göre 1923’ten 2001’e kadar anaokulu
sayısı 120 kat, öğrenci sayısı 41 kat artmıştır. Buna rağmen Türkiye’de
okul öncesi eğitim verilerinde en çok dikkat çeken durum, anaokullarındaki
sınırlılık ve bu kurumlardan yararlanan çocukların azlığıdır. Türkiye’de
öğrencilerin yüzde 7,6’sı okul öncesi eğitimden faydalanırken diğer
ülkelerde ise bu oranlar şöyledir: Hollanda yüzde 99,9, İtalya yüzde 94,9,
Avusturya yüzde 80,5, Bulgaristan yüzde 62,9, Ermenistan yüzde 25,7,
Azerbaycan yüzde 19,3, İran yüzde 10,5.”