Doktorlara 'hapis' yolu
(1-Nisan) Türk Müziğini Araştırma ve Tanıtma Grubu tarafından düzenlenen "Tıptan Kalbe, Kalpten Tıbba" semineri, Antalya'nın Kemer İlçesi'nde başladı.
Yeni Türk Ceza Kanunu (TCK), yaşamın her alanında olduğu gibi tıp alanında
da alışılmış birçok uygulamayı ve hükmü değiştiriyor. TCK'nın 280.
maddesine göre, görevi sırasında suçla karşılaştıkları halde durumu ilgili
makamlara bildirmeyen hekim, eczacı, ebe, hemşire ve diğer sağlık
çalışanları 1 yıla kadar hapis cezası alacak. TCK bununla birlikte, 'Evrensel
Hasta Hakkı Normları'na uygun bir takım olumlu iyileştirmeler getiriyor.
Yeni Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile insan sağlığına
verilen önem artırıldı ve sağlık hakkını istismara yönelik haller ağır
yaptırımlara bağlandı. TCK'ya göre, akıl hastası, alkol, uyuşturucu ve
madde bağımlısı suçluların, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında gözetim
ve tedavi altında tutulması ve bu sürelerin cezalarına sayılması hükmü
getirildi. Bununla birlikte sağlık sektörünün 'kanayan yarası' olan organ
ve doku ticareti yasaklandı, insan üzerinde bilimsel amaçlı deney
yapılması çağdaş normlarla sınırlamalara tabi tutuldu. Gebe kadınlar,
çocuklar ve savunmasız hastalar üzerinde işlenecek suçlar, özel koruyucu
yaptırımlara bağlandı. Hastaların özel hayatı ve mahremiyet hakkı, özel
hükümlerle koruma altına alındı. Hakim veya savcı kararı olmaksızın rıza
dışı genital muayene yasaklandı ve yaptırıma bağlandı.
Yeni TCK özellikle sağlık çalışanlarına yeni ve ağır sorumluluklar
yüklüyor. Sağlık çalışanlarının görevleri sırasında karşılaşacakları
suçları bildirme yükümlülüklerinin kapsamı genişletildi ve bu görevin
ihmali halinde uygulanacak cezalar ağırlaştırıldı. TCK'nın 280. maddesine
göre, görevini yaptığı sırada bir suçun işlendiği yönünde bir belirtiyle
karşılaşmasına rağmen, durumu yetkili makamlara bildirmeyen veya bu
hususta gecikme gösteren sağlık mesleği mensubu, 1 yıla kadar hapis
cezasıyla cezalandırılacak. Bu madde kapsamında tabip, diş tabibi, eczacı,
ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer kişiler asli görevlerinin yanı
sıra güvenlik güçlerine yardım etmek zorunda kalacak.
"SUÇLU DA OLSA HERKESİN TIBBİ BAKIMA ULAŞABİLME
HAKKI VARDIR"
Hasta Hakları ve Sağlıklı Yaşam Derneği (HASHAYAD) Başkanı Prof. Dr.
Tevfik Özlü, TCK'nın 280. maddesiyle sağlık çalışanlarının 'ihbarcı'
durumuna düşürdüğünü öne sürerek, "Sağlık çalışanlarının görevleri
sırasında karşılaşacakları suçları bildirme yükümlülüklerinin kapsamının
aşırı genişletilmesi ve bu görevin ihmali halinde uygulanacak cezaların
aşırı ağırlaştırılması hasta hakları bakımından oldukça sakıncalıdır" dedi.
Özlü, yaptığı açıklamada, eski ceza kanununun 530. maddesi gereğince,
sadece kişiler üzerinde işlenen suçların bildirilmesinin zorunlu olduğu,
hastanın kendisi hakkında kovuşturmaya neden olacak bir suçun
bildirilmesinin zorunlu olmadığını hatırlatarak, "Yeni Türk Ceza Kanunu bu
makul sınırlamaları kaldırmıştır. Suçun kapsamını aşırı genişlettiği gibi,
önceden ön görülen hafif para cezasını da 1 yıla kadar hapis cezasına
dönüştürmüştür. Ayrıca, eski TCK'da yer alan 'sanatlarının icap ettiği
yardımı ifa ettikten sonra' ifadesi de, yeni TCK'da yoktur. Tam aksine,
'..bu hususta gecikme gösteren' ifadesiyle sağlık çalışanları, asıl işleri
olan tıbbi bakımı yapmadan suçu ihbar etmekle mükellef tutulmaktadır. Bu
hüküm bir suça bulaşmış hastaların hekime başvurmalarını ve tedavi
olmalarını engelleyebilecek ve onların sağlıklarını tehlikeye
atabilecektir. İhtiyacı olan tıbbi bakım hizmetini almak üzere başvuracağı
sağlık çalışanı tarafından ihbar edileceğini düşünen suçlu bir hasta,
tedavi olma hakkını kullanamayabilir. Bu durum onun sağlığını ve yaşama
hakkını riske edebilir" şeklinde konuştu.
"HEKİMİN ASIL İŞİ; HASTASINI TEDAVİ ETMEKTİR"
Suçlu da olsa herkesin ihtiyacı olan tıbbi bakıma ulaşabilmesinin evrensel
bir hasta hakkı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özlü, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Aynı zamanda hekimlik meslek etiğinin de gereğidir. Yine suça bulaşmış
hastalar, bu durumlarının hekim tarafından bilinmemesi için gerçeğe aykırı
yanıltıcı bilgiler verebileceklerdir. Bu da hekimin doğru teşhis ve doğru
tedavi uygulamasını güçleştirecek ve mesleğinin icrasını engelleyecektir.
Yanlış tanı ve tedavilere yol açabilecektir. Ayrıca bu düzenleme,
hekimlerin tedavi sırasında hastalarına ilişkin öğrendikleri sırları
hiçbir şekilde açıklamama borcuna da aykırıdır. Çünkü, hasta-hekim
ilişkisi son derece özel ve mahrem bir ilişkidir. Hastalar
anne-babalarından, eş ve çocuklarından bile sakladıkları bilgileri
hekimleriyle paylaşırlar. Çünkü, hayatta kalma dürtüsü çok güçlüdür.
Hekimin meslek icabı vakıf olduğu bu sırları başkalarıyla paylaşması Yeni
TCK'nın 134-137 maddeleri gereği suçtur. Yeni Ceza Kanunu meslek sırrının
ifşası suçunun cezasını 3 aydan 9 aya çıkarmış bulunmaktadır. Hekimin
mesleği gereği kendisine emanet edilen mahrem bilgileri açıklamakla
yükümlü tutulması, hekim-hasta ilişkisinde güven unsurunu zedeler.
Özellikle psikiyatrik hastalarda bu durum ciddi sorunlar doğurabilir.
Bundan dolayıdır ki, yasalar hekime hastası aleyhine tanıklıktan çekilme
hakkı tanımaktadır. Hekimin asıl sorumluluğu hastasını tedavi etmek, onun
sağlığını düşünmektir. Kamu güvenliğine yardımcı olma sorumluluğu, bu
görevin önüne geçmemelidir. Hasta hakları bakımından sakıncalı bulduğumuz
bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesini bekliyoruz."