Daha önceleri sadece MDMA maddesinin eşanlamlısı olarak kullanılan XTC artık günümüzde yetersiz kalmakta. Nitekim günümüzde XTC tabiri o uyuşturucu türünün özel kullanım biçimini tanımlamakta. Kısacası Amfetamin türevi olan her türlü hapa o çevrelerce XTC denilmekte.
Uygulamada gözlemlenen ve
bilimsel olan ve olmayan yayınlarda Ecstasy konusunda tartışılan en büyük sorun,
içeriğinin, diğer bir değişle bileşiminin kolay anlaşılamaması. Nitekim tüketim
biçimi olan ve ele geçirilen haplardan bunu anlamak oldukça zor.
Amfetamin:
-Kimyasal bir madde,
-Tam sentetik,
-Suni bir uyuşturucu olup;
-Kimyasal bir türev.
Kimyasal açıdan bakıldığında
bir çok değişikliğin uyuşturucu imalatçıları tarafından yapılması mümkün, ancak
bu arada Amfetaminin temel yapısı aynı kalmakta. Günümüzde genel olarak
kullanılan Amfetamin türevleri; MDMA, MDA, MDE, DOB ve MBDB olup, Amfetamin;
uyuşturucu pazarı için özellikle yasadışı laboratuarlarda kimyasal ana
maddelerden suni olarak elde edilir. Kimyasal yapısı itibariyle, insanda bulunan
uyarıcılardan Adrenalin ve Dopamine benzer.
Uyuşturucu imal edenlerin amacı; bilinen uyuşturucu maddelerde kimyasal
değişiklikler yaparak kanunla belirlenmiş denetim ve kontrol önlemlerini
aşmaktır. Ancak bu arada art niyetli amaçları için ürettikleri hapların
bağımlılık yapan etkisini kaybettirmemeye, hatta güçlendirmeye çalışırlar.
Amfetamin(Baz Amfetamin) kötü kokan, kolay ayrışan renksiz bir sıvı olpu daha iyi dayanması ve kolay kullanımı için genelde tuz birleşimli (Amfetamin+ Sülfat+ Hidroklorür) olarak hazırlanır. En yaygın olarak beyaz ve pembe renkteki kristalize toz biçiminde yakalanmıştır. Son zamanlarda Amfetaminsülfat bileşiminden oluşan haplar ve kapsülleri imal etme eğilimi yoğunluk kazanmıştır.
Amfetaminin uyarıcı etkileri bulunur ve müteakip ruhsal ve fiziksel tepkiler yapar;
-geçici güç artışı,
-enerjinin arttığının hissedilmesi,
-abartılı keyif hali,
-iştahsızlık,
-uyku ihtiyacının azalması,
-optik ve akustik haüsinasyonlar görme,
-huzursuzluk,
-gerginlik,
-kan basıncında ve vücut ısısında yükselme,
-kalp atışında yavaşlama,
-tek düze davranışlar da bulunma
MDA(3,4-METİLENDİOKSİAMFETAMİN)
İlaç bilimi açısından bakıldığında MDA maddesi hem Amfetamine hem de LSDye yakındır. MDA maddesinin etkisi alınan doza bağlı olup düşük dozlar genelde canlanma etkileri yaparken, yüksek dozdaki alımı halüsinasyonlara ve bozuk algılamalara yol açar. Kullananlarda madde alındıktan sonra artan bir iletişim kurma ihtiyacından bahsedilir.
MDA da yanlış doz kullanımında
ölümcül olaylar görülür, 300 mg.da uzun süreli bitkinlik halleri görülmekte
olup, 500 mg.da ise ölüm gerçekleşir. 1960lı yıllarda A.B.D.de MDA tüketimine
doğrudan bağlanan ölüm olayları kayda geçti.
MDMA(3,4 METİLENDİOKSİ-N-METAMFETAMİN)
MDMA yapısı itibariyle Metamfetaminin bir türevi olpu etkileri olarak bilinç artımı, artan algılama yetisi, keyfin değişmesi ve hareketlilik kazanma gösterilir. Kullanılması neticesinde;
-mide bulantısı,
-şaşkınlık,
-konsantrasyon bozukluğu,
-düşünme ve konuşma da zorlanma, görülür.
MDMA yüksek bir ruhsal bağımlılık potansiyeline sahiptir.
MDE(METİLENDİOKSİ-N-ETİLAMFETAMİN)
MDE ye MDEA da denilmekte,
zayıflatılmış yoğunlukta MDMA da ortaya çıkan etkilerin benzerini göstermekte
olup kullanıcılarda; abartılı olarak görülen keyif hali çok kısa sürede
depresyona dönüşebilir. MDE nin kullanılması orta halli bir ruhsal bağımlılığa
yol açar.
MBDB (N-METİL-1-(1,3-BENZODİOKSOL-5-YL)-2-BUTANAMİN)
MBDB maddesi MDMBA olarak da
tanımlanır. MBDB diğer Amfetaminlerin tersine çok sonraları, 1986 yılında imal
edilip, asli olarak Amfetaminlerin etki mekanizmalarını anlamak için
kullanılmış. Oldukça yeni bir madde olduğundan, etkisini tarif edecek çok az
kaynak elde bulunmakta. Hayvanlar üzerinde yapılan deneylerde sinir yollarını
tahrip ettiği gözlenmiş.
DOB (2,5-DİMETHOXY-4-BROMAMFETAMİN)
DOB maddesi MDAda oluşan
benzer halüsinasyon etkilerini ortaya çıkarmakta, fakat bu etkiler 100 kat daha
kuvvetli bir yoğunluk ile kendini göstermekte olup etkileme şekli; LSD ve
Meskalin maddelerinkine benzer. Etkisi yavaş ortaya çıkmakta ve etkisi süresinde
kullanıcı hayali resimler görür. 30 ila 35 mg. arası doz, kayıtlara göre ölümcül
sayılır.
ECSTASY XTC
Vücut işlevlerini yoğun olarak
etkileyen psikoaktif maddeler olan Amfetamin ve türevlerinin, asıl tehlikesi
vücudun bilinçaltındaki koruma mekanizmalarını etkisiz hale getirmesindeki
özelliğinde yatar. Böylelikle Amfetamin ve türevleri sadece yorgunluk hissini
değil, açlık ve susuzluk hislerini de bastırır ve koruma mekanizmalarında
arızalar oluşturur, örneğin; olması muhtemel kas ağrısını bloke ederek insanın
vücut sistemini yanıltır.
Ecstasy hapının kullanıldığı özel çevrelerin beraberinde getirdiği ortam bu
maddelerin tehlikesini katlayarak artırıp, nitekim bu uyuşturucunun kullanımı
ile birlikte vücuda yapılan sürekli yüklemeler (dans ve seks gibi) asıl
tehlikeyi oluşturturur. Gelişen şartlara göre vücut mevcut ısısını kendi
sisteminde düzenler. Vücut ısısı, uzun süreli ve yoğun hayatın etkisiyle
normalden daha da yükselir. (42 kadar çıkabilir) Vücut, su içmekle dahi tekrar
düzelemeyecek kadar büyük ölçüde su kaybına uğrar. Bunun sonucunda kalp ve
yüksek tansiyon sorunları, yüksek ateş ve şok etkileri görülür. Bunun yanı sıra;
kalp ritminde bozuklukların ve merkezi krampların görüldüğü olaylar gerçekleşir.
Kullanıcıların normal diye
aldığı bir takım dozların hayvanlara verilmesiyle birlikte yapılan deneyler
neticesinde hayvanlarda;
-Aşırı stres
-Saldırganlık
-Netice de ölüm gerçekleşmiştir!
Ecstasy hapını uzun süre kullanan bağımlılarda;
-Sinir hücrelerinde tekrar düzelmeyen hasarlar,
-Kas yapılarında arızalar,
-Vücudun doğal salgıları kana daha çok karışmakta buna bağlı olarak, karaciğer
ve böbrekleri tıkayarak, bu organları işlemez hale getirdiği,
-Beyinde merkezi rahatsızlıklar,
-Yüksek tansiyonla beyin kanaması,
-Düşük tansiyonla bayılmalar hatta ölümler, görülür!
Bir diğer tehlikede; Ecstasy kullananlarda önceden bilinemeyecek sonuçların olma
ihtimali olup bu maddeyi kullanan kişinin maddenin etkisin göstermesi ile
birlikte o anki hisleri yoğunlaşır. Bu yoğunlaşma kişinin gün içinde ki
yaşantısı ile doğrudan alakalıdır. Bağımlıda öldürücü depresyonlar ortaya
çıkabilir. Bu gibi durumlar bulunan ortamdaki; yüksek sesli müzik, lazerli
ışıklar v.b. ile bağlantılı olarak birden de gerçekleşebilir!
